Yeniden nasıl Devlet-i Aliye oluruz

Medeniyet; bilgi, teknoloji, ekonomi, siyaset, spor, sanat ve estetik gibi sosyolojik olguların, ilim, ahlak, adalet ve din gibi fıtri ve ilahi disiplinlerde şekillenerek fert, aile ve cemiyet hayatına bir bütün olarak yorumlanması vakasıdır.

Devlet, medeniyetin ete kemiğe bürünerek kurumsallaşmasıdır. Bir bakıma medeniyete devletin soy ağacı dememiz de mümkündür. Devleti medeniyet doğurur, besler, büyütür; medeniyeti de devlet korur, himaye eder.

Devlet, adaleti ikame için vardır. Onun asli görevi her hak sahibine hakkını vermek, hakkı korumak, haksızlığı önlemektir. Bunları hakkıyla yapan devlet görevini yapıyor sayılır; bu asli konularda eksiklik varsa, görevini yerine getirmekte eksiklik var demektir.

Devlet, vatandaşını iç ve dış tehditlere karşı korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirebilmek adına devlet her türlü meşru yolu kullanır. Bu durum da onu iç ve dış siyasete yönlendirir. Siyaset sadece bir sanat değil, kazanmanın sanatıdır. Bu açıdan da devlet etiği ile bireysel etik yükümlülükleri bağlamında bir birinden farklı yorumlanmak durumundadır.

Devlet refleksi kendi iç mantığı doğrultusunda tepkiler verir. Devletin bekası, devlet düşüncesinin ve devlet mantığının mahrem odasını teşkil eder. Devlet, güvensizliği öne çıkaran bir denetimle güveni temin eder. Devletler arası ilişki çıkar üzerine kurulur. Bireysel etik açısından negatif olan bu yaklaşımlar devlet etiği açısından pozitif sayılır ve sayılmalıdır.

Devlet, toplum hayatının her alanını gözetim altında bulundurmalı, gerekli olunca da denetim altında tutmalıdır. Bu bağlamda, toplumun dini, ahlaki ve kültürel yapısını bozucu her davranış ve hareket, mutlaka denetlenmelidir. Demokrasi ve bireysel özgürlük gibi sözde mazeretlerle toplumsal dokuyu bozmaya kimsenin hakkı yoktur.

Devletin ruhu anayasasıdır. Devlet ait olduğu medeniyetten doğduğu gibi onun ruhu hükmünde olan anayasası da yine aynı medeniyetten doğmalıdır.

Devlet milleti, anayasa ise devleti yönetir. Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olur, hükmü bu bağlamda da geçerlidir.