Tükürün zalimlerin yüzlerine!
LATİF ERDOĞAN
Hak ve hukukun üzerinden tren geçmiş gibi, preslenmiş, kırık dökük hale gelmiş olduğuna dünyanın daha önce bugünkü kadar aleni şahit olup olmadığını bilmiyoruz; fakat küresel güçlerin elinde, içinde yaşadığımız dönem itibariyle bunun en can acıtıcı faturalarını görüyor, yaşıyor, ödüyoruz.
Gazze, Somali, Sudan, Arakan, İran, Afganistan, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Ukrayna, Venezuela gibi ülkelerin bilfiil maruz kaldıkları mezalim, dört kabadayı ülke dışındaki bütün ülkelere de sıçratılma potansiyelini taşıyor. Kendi aralarında bölüştükleri dünyayı istedikleri noktaya çekmek uğruna insanlık ve hukuk dışı her atraksiyon ve hamlenin teamül haline getirilmesini dünya sessiz bir infialle seyrediyor.
Halkının oyuyla devletin başına geçmiş bir kişinin, eşiyle birlikte gece yarısı baskınıyla evinden alınıp yargılanmak üzere Amerika'ya götürülmesi ve bir terörist muamelesine tabi tutularak teşhir edile edile tutuklanması adalet ve hukuka tüy dikilmesi demektir; ve bunun faturasını kısa bir zaman sonra bütün dünya açlıkla, sefaletle, savaşla ödeyecektir.
İlk bakışta münferit gibi görünen bu vaka, zulmün önündeki adalet seddini yıkmak ve kaldırmak; şer kapılarının kilidini kırmak anlamına geldiğini yakın bir gelecekte yaşayarak göreceğiz. Böylesi bir fitnenin müsebbipleri kıyamete kadar lanetle anılmaya müstahaktırlar ve öyle de olacaklar.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun maruz kaldığı pespaye olayı onun kişiliği üzerinden okumak yanlıştır. Maduro, haklı fakat güçsüz ülkeleri temsil eden bir semboldür; ve haksız ama güçlü olan devletlerin zalimlikte nasıl sınır tanımayacaklarını yansıtan bir aynadır.
Rusya ve Çin sessiz kalarak sadece Amerika'nın zulmüne iştirak etmekle kalmamışlar; kendi yaptıkları ve yapacakları haksızlıklara referans olarak kullanmak üzere bu olayı ajandalarına kayıt etmişlerdir.
Amerika, bu şımarık, bu küstah, bu sorumsuz haliyle bir süpernova sürecine girdiğini gösteriyor. Büyük belalar öncesi insanların bütün zaaflarının çözülüp ortaya saçılması misali o da azgınlaşmış bütün zaaflarını histerik nöbetlerle ortalığa saçıp savuruyor.
Büyük yıldızlar çok büyük ışıklar saçarak, çok büyük patlamalarla ölür ve sonunda ya bir kara delik veya nötron yıldızına dönüşür ya da tamamen yok olarak dağınık bulutsu oluşturur. Ne ki son demlerinde ışıma gücü tek başına bütün gökadanın parlaklığına ulaşabilir. İşte Amerika'da gördüğümüz göz kamaştıran parıltının anlamı budur. Artık o dönüşü olmayan bitiş yolculuğunun muhteşem merasimini kutluyor. Sağa sola saldırıları da bunun el sallamaları…
Kuvveti hakta değil, hakkı kuvvette görme çarpık zihniyetinin insanlığı götüreceği menzil hüsran üzere hüsrandır. Hiçbir zalim abad olmadığı gibi, Amerika, Rusya, Çin ve İsrail gibi zalim oğlu zalim ülkeler de elbette bu tekvini kanuna sonunda boyun eğecekler ve abad olamayacaklardır.
İnsanlık, hakim olduğu yörelerde ve gücünün zirvesinde adaletin ve hakkaniyetin sıyanet meleği gibi davranmış Osmanlı Devletini hal ve ıstırar diliyle hasretle anar, yeni bir dirilişi ümitle bekler olmuştur. Yaşanılan negatif olayların belki de en önemli pozitif neticesi bu beklenti ve arayışların tahakkuku olacaktır.

20