Orta toplum inşası

Orta toplum inşası

LATİF ERDOĞAN

Otuz sene kadar önce yurt dışında yaşayan bir dostum, gönderdiği mektubunda "Millet-i İbrahim" ile ilgili düşüncelerimi ve günümüzde bu ifadeden pratikte ne anlamamız gerektiğini sormuştu. Ona yazdığım mektup geçenlerde gözüme ilişti. Yeniden okudum. Bugün o uzun mektuptan bazı parçaları sizinle de paylaşayım istedim:

Aziz kardeşim, bana Millet-i İbrahim ile ilgili kanaatimi sormuşsun. Bildiğin gibi Kur'an-ı Kerim'de bu ifade pek çok yerde geçmekte ve tekrar edilmektedir. Günümüzde bu kavramı, Ümmet-i vasat kavramıyla ilişkili "Orta Toplum İnşası" olarak anlamak ve öyle de değerlendirmek mümkündür.

Malumunuz olduğu üzere Kur'an-ı Kerim, Allah'ın Hz. İbrahim'i bazı kelimelerle sınadığını ve onun da bu sınamaları başarıyla sonuçlandırdığını söyler. (Bakara, 124) Fakat bu kelimelerin neler olduğunu tasrih edip açıklamaz.

Bütün Kur'an konuyla ilgili tarandığında bu kelimeleri tespit etmek mümkündür. Benim tespit edebildiğime göre Hz. İbrahim'in sınandığı kırka yakın kavram vardır. Bunlardan yedi tanesi orta toplum kültürünün inşası adına omurga hükmündedir. Şimdilik bu yedi kavramdan bahis açmış olayım. Geri kalanı da vesile buldukça açıklarım. Bu yedi kavram: Tasdik, teslim, davet, icabet, fütüvvet, ferdiyet ve imamet kelimeleridir.

Tasdik: Hz. İbrahim vahyi olduğu gibi kabul ve tasdik eder. Onun bu tavrı gördüğü rüyayı yorumlamayıp aynen tatbik etmek istemesinde de kendisini gösterir. Onun için de Cenab-ı Hak, Hz. İbrahim'e "Rüyanı tasdik ettin" (Saffat, 105) buyurur.

Hz. İbrahim, gördüğü rüya vahiy olduğu için o bu vahyi hiçbir yoruma gitmeden aynen telakki etmiş ve oğlunu kurban etmeyi kararlaştırmıştır. Gördüğü rüya onun yanında bir emir mesabesindedir. Nitekim oğlunun cevabında bu mana açıkça ifade edilerek, "Emir olunduğun şeyi aynen yap" (Saffat, 102) denilmektedir.

Tasdik, dinin emir ve nehiylerini olduğu gibi kabul ve doğrulamadır. Kitap- Sünnet- İcma ve Kıyas ile bildirilen dini başka hiçbir yoruma yeltenmeden aynen ve zahiri manalarını esas kabul ederek doğrulamaktır. Elbette buradaki tasdikin öncelikli seviyesi zahiridir. Yani, namaz, oruç, zekat ve hac gibi ibadetleri din bize nasıl öğretiyorsa, bunlarla ilgili başkaca saptırıcı hiçbir yoruma girmeden, olduğu gibi kabul ve tatbik etme durumudur ki, bu dinin ibadete yansıyan kısmıdır ve aynen tasdik görme mevkiindedir. Bir de tasdikin batıni yönü vardır ki, dinin tekliflerindeki gaye ve hikmetleri tecrübe ederek aynelyakin müşahede ve dolayısıyla denilenleri tasdik halidir.

Aynı zamanda tasdikin iman cephesine teşmili de gerekir. Yani, Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve ahirete iman gibi esasları zahirde denilen lafızlarla aynen kabul ve tasdik; batında ise tasavvufi tecrübelerle meselenin aynen vukuunu müşahede ve tasdiktir. Hangi cepheden ele alınırsa alınsın vahiy öğretilerinin aynen tasdiki söz konusudur. Yani başkaca ve sübjektif tevil ve yorumlara meyletmekten şiddetle kaçınma halidir.

Tasdikin söze, kelama yansıyan manası da çok önemlidir. Mantıkta tasdik kabulde son sınırdır. Bu tür sözlerin, kabul ve bilmenin ötesinde bir gücü ve tesiri olacağı açıktır.

Bu kavramı kültür diline çevirecek olursak, ortak gerçeklik, yanlışını düzeltme erdemi, doğruluk, kanıt disiplini, şeffaflık dememiz mümkündür.