Kuşluk vakti yemini

Sanmışlardı ki, statüleri sarsılmayacak, herkes içtimai konumu üzere hayatlarını sürdürecek, soylular hep soylu, zenginler hep zengin, fakirler hep fakir, güçsüzler hep güçsüz, köleler hep köle, efendiler hep efendi kalacaklardı.

Daha neler neler beklemiş, daha neler neler düşlemişlerdi. Fakat bütün beklentileri boşa çıktı, düşleri suya düştü.

İşte vahiy yeniden başladı. Rabbi, kulu ve Resulü Muhammed'i kısa fasıla sebebiyle teselli etti, ona bu fasılanın hikmetlerini talim buyurdu.

"Yemin olsun kuşluk vaktine; kararıp sakinleştiğinde geceye ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır. Rabbin sana mutlaka lütuflarda bulunacak, sen de memnun olacaksın." (Duha, 1-5)

İşte kısa fasılanın hikmeti de budur. Yani fasıla, hayırlıdan daha hayırlıya, iyiden daha iyiye, güzelden daha güzele sıçrama sürecinin adıdır.

Hiç kesilmeden devam eden nimetlerin bir süre sonra ülfet ve alışkanlık sebebiyle nimet olduğu gerçeği unutulur; gelip giden sıradan bir akışkanlık kabulü ağır basar hale gelir. Sürekli sıhhat ve afiyet bu iki büyük nimetin nimet olma yönünü unutturur. Onun için hastalık denen fasılalarla uyarı yapılır. Bu uyarı en az sıhhat ve afiyet nimeti kadar belki daha da fazla büyük bir nimet olur. Sıhhat ve afiyetin bizim yanımızdaki değeri kat kat artar, şükürle mukabelemiz katlanarak büyür, Rabbimiz de şükürle mukabelemizi karşılıksız bırakmaz o da nimetini artırır ve böylece doğurgan bir döngü teşekkül eder.

Bela ve musibetler de böylesi hayırlı birer fasıladır. Bizi gafletten uyarır; her gün iliklerimize kadar doya doya yaşadığımız asudeliğin farkına varmamızı sağlar. Bela ve musibetin ezici sıkıntıları geçtikçe de yeni asude hayatın her anı bizim için ayrı birer lütuf olarak varlığını hissettirir. Acılar lezzete inkılap eder.

Bazen başarısızlıklar, bazen yenilgiler de böylesi hayırlı birer fasıla olurlar. Bizi güç zehirlenmesinden, zafer sarhoşluğundan kurtarırlar. Kendimiz olmanın ve hali muhafaza manasında kendimiz kalmanın yollarını gösterirler. Kötüye meyletmenin, negatif değişim ve dönüşümlerin önüne set çekerler.

Yaşadığımız fasılalar, dış alemde varlığını kanun olarak sürdüren fıtri halin bizdeki yansımaları hatta bazen izdüşümleridir. Dış alemde yaşanan kuraklıklar, iklim değişiklikleri, savaşlar, kavgalar, küskünlükler, dargınlıklar, boğuşmalar, gürültüler, kirlilikler birer fasıla hüviyetiyle bize de yansır, varlıklarını mikro planda bizde devam ettirirler. Ve bazen, insani yanını bütün insanlık keyfiyetine taşıyabilmiş olanlar kendilerini bir vesile ile arındırdıklarında hariçteki arınmayı da gerçekleştirirler. Çünkü onlar nazargahı ilahidirler. İlahi takdirin tebdiline vesiledirler.