DÖRT ALTIN KURAL

DÖRT ALTIN KURAL
LATİF ERDOĞAN

"Ey iman edenler! Sabredin, kararlılıkta yarışın, düşmanlara karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya ulaşabilesiniz." (Al-i İmran, 200)

"Sözlükte sabır "acıya katlanmak, zorluklara ve sıkıntılara göğüs germek" demektir Aynı kökten gelen ve meâlinde "kararlılıkta yarışın" diye çevrilen fiilinin masdarı olan müsâbere ise "kişinin kendisiyle başkası arasında meydana gelen olumsuzluklara katlanması, kendisine karşı direnen kimseye (düşmana) daha fazla mukavemet etmesi" anlamına gelir.

Sözlükte "düşmanın geleceği yeri bekleyip korumak" anlamına gelen ribât, terim olarak "Allah yolundan ayrılmamak, düşmana karşı uyanık ve hazırlıklı bulunmak" anlamına gelmektedir. Aslında ribât "düşmanın ansızın saldırmasını önlemek için atı bağlayıp hazır tutmak" anlamına gelen "rabtü'l-hayl" ifadesinden alınmıştır.

Daha sonra ister süvari ister piyade olsun, sınır boylarında bekleyen kimseye "nöbetçi, nöbet bekleyen" anlamında, bu kelimenin türevi olan murâbıt adı verilmiştir. Murâbıt "bir müddet beklemek için sınıra giden kimse" demek olup terim olarak silâh altında bulunan, kışla ve karakollarda duran ve nöbet bekleyen asker için kullanılır (Elmalılı, II, 1265).

Âl-i İmrân sûresinin özellikle baş taraflarında tevhid, nübüvvet ve âhiret gibi dinin esaslarını oluşturan itikadî konularda açıklamalar yapılmış, daha sonra hac, cihad ve benzeri amelî konulara değinilip kulların bunları yerine getirmekle yükümlü oldukları bildirilmiş, son âyetinde de bu görevlerin yerine getirilebilmesi için kulların yapmaları gerekenler üzerinde durulmuştur.

Çünkü bu görevler kulun ya sadece kendisiyle ilgilidir veya kendisiyle başkaları arasında gerçekleşmektedir. Yüce Allah kulun sadece kendisini ilgilendiren yükümlülükler için kula sabırlı olmasını tavsiye ederken; kendisiyle başkaları arasında gerçekleşecek olanlar için de müsâbereyi yani kararlılıkla direnmeyi emretmektedir.

Meselâ düşmana karşı cihad ederken ondan daha fazla direnmesini ve ona galip gelmesini istemektedir. Düşmanın ansızın saldırıp müslümanları gafil avlamasını ve onları imha etmesini önlemek için de sınır boylarında nöbet tutmaları ve düşmana karşı daima dikkatli olmaları uyarısında bulunmaktadır.

Hz. Peygamber de birçok hadiste müminlerin düşmanlarına karşı uyanık olmalarını, sınırda bekleyerek düşman saldırılarını önlemelerini emretmiş, bunu yapanların Allah katında büyük mükâfata ereceklerini ve cehennem ateşinden kurtulacaklarını haber vermiştir.

Hz. Peygamber bir namazı kıldıktan sonra diğer namazı beklemeyi mecazi anlamda "nöbet bekleme" olarak isimlendirdiği için bazı müfessirler buradaki ribâtı bu anlamda yorumlamışlardır. Ancak İbn Âşûr, Hz. Peygamber'in ifadesinin bir benzetme olduğunu, bir namazı kıldıktan sonra diğer namazı kılmak için vaktinin gelmesini beklemeyi sınır boylarında nöbet beklemeye benzettiğini ifade etmektedir.