O'nun bekasıyladır ki, yaptığımız bütün iyi ve salih ameller bir değer ve anlama kavuşur. O'nun bekasıyla onlar da kabul edilme adına beka kazanır. Bu fani dünya bu sayede bir beka sümbülü verir. Ameller, iyilikler birer beka nimeti, birer beka mükafatı olarak önümüze serilir. Bu beka sebebiyledir ki cennet, cennet haline gelir. Aksi durumda baki olmayan cennet ne kadar lezzetli olursa olsun bir müddet sonra son bulacağı düşüncesiyle cehenneme döner.
Acizliğimiz, fakirliğimiz, binlerce bela ve musibete maruz halimiz, yine O'nun gücünün, kuvvetinin, kudretinin sonsuzluk ve bekasıyla giderilir, deva bulur.
Bütün yaratıkların, bütün ihtiyaçlarına cevap veren bir sonsuz rahmet bizim de tek dayanağımız, tek sığınağımızdır. Kim neye, ne ölçüde muhtaçsa o ihtiyacının o ölçüde verilmesi ve bu icraatın sürekli böyle devam etmesi; öte aleme uzanan ihtiyaçların da aynen karşılık bulacağına olan akli, nakli delillerle aynı icraatın bakiliği, özellikle de bekaya olan ihtiyacımızın baki bir alemde, Baki bir zat tarafından, baki ihsan ve lütuflarla karşılanacağı hakikati bizim için öylesine güçlü bir tesellidir ki, sırf bu teselli adına iman edilmiş olsa yine yeterlidir. Halbuki bu imanın bize yönelik daha binlerce faydası, semeresi vardır.
Başta, kurtuluş vesilemiz Hz. Muhammet Aleyhisselam olmak üzere, sevdiğimiz bütün enbiya, asfiya, evliya, şüheda ve salih kullar olarak, bütün akraba ve yakınlarımızın bu hayattan sonra, Baki bir zatın atiye ve ihsanıyla baki bir alemde varlıklarını sürdürmesi muştusu, uğruna bin can feda edecek derecede sevdiğimiz bütün ehl-i kemalin yokluktan, hiçlikten kurtulmuş bulunmaları hadisesi, biricik çocuğunu, hiç beklemediği bir halde idamdan kurtulmuş bulan şefkatli bir annenin sevinç ve sürurundan bizlere binlerce defa daha sevinç ve sürur veren bir hakikattir; ve bizler bu hakikate iman etmiş bahtiyarlarız. Bu iman sayesinde de baki bir sevinç ve sürura sahibiz.

20