Sapta sallanan canavar

Bir zamanlar bir çantanın değeri, üzerindeki işaretten okunurdu. Derinin kalitesi, dikişin inceliği, mağazanın adı; sahibinin dünyadaki yerini anlatmaya yeterdi. Şimdi aynı çantaların saplarında küçük, tüylü bir canavar sallanıyor: sivri kulakları, kocaman gözleri ve yaramaz sırıtışıyla Labubu. Yılların ustalığını taşıyan deri ile birkaç on dolarlık bir oyuncak aynı sapta buluşuyor ve dikkati çoğu zaman oyuncak çekiyor.

Hong Kong doğumlu, Hollanda'da büyümüş sanatçı Kasing Lung'un çizdiği bu karakter, Çinli oyuncak şirketi Pop Mart'ın elinde küresel bir olguya dönüştü. Labubu, kutuyu açmadan içinden hangi figürün çıkacağını bilemediğiniz kör kutularla da satılıyor. Şirketin geliri 2025'te yüzde 184,7 artarak 37,12 milyar yuana ulaştı. Hikâyenin ikinci perdesi daha öğretici: 2026'nın ilk yarısında toplam gelir yüzde 23,8 artarken Labubu'nun da içinde bulunduğu The Monsters serisinin geliri yüzde 7,5 geriledi; Twinkle Twinkle adlı karakter serisi ise yüzde 580,6 büyüdü. Şirket büyümeye devam ediyor, değişen büyümenin yüzü. Bu tablo, tüketim hevesinin sönmekten çok, tutunduğu nesneyi hızla değiştirdiğini düşündürüyor.

Lüks dünyasında da benzer bir kırılma yaşanıyor. Bain ve Altagamma'nın çalışmasına göre dünyadaki lüks tüketici sayısı 2022'de 400 milyon civarındayken 2025'te yaklaşık 340 milyona indi; üç yılda 60 milyon kişilik bir kayıp. Çalışma, yıllarca süren sert fiyat artışlarının müşteriyi uzaklaştırdığına dikkat çekiyor. İnsanlar artık yalnızca etiketi değil, ödedikleri bedelin karşılığını da soruyor. Bir nesnenin değeri, üzerindeki işaretten çok, ona ne kadar emek, anlam ve ömür sığdırıldığıyla ölçülmeye başlıyor.

Oysa vitrinin hızı ile maddenin hızı aynı değil. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na göre dünyada her yıl 92 milyon ton tekstil atığı ortaya çıkıyor. 2023'te kullanılan liflerin yalnızca yüzde 8'i geri dönüştürülmüş kaynaklardan geldi; Textile Exchange'in verilerine göre atık tekstilden elde edilen liflerin payı ise yüzde 1'in altında kaldı. Oyuncak dünyası da bu tablonun dışında değil: Pop Mart'ın 2025 gelirinin yüzde 50,4'ü, yani 18,7 milyar yuanı peluş ürünlerden geldi. Kumaşın, hızla değişen koleksiyonların ve kısa ömürlü heyecanların bu kadar büyük pay aldığı bir pazarda "ne kadar dayanacak" sorusu yalnızca giysiler için değil, oyuncaklar için de sorulmalı.

Bu soru yalnızca sanayicinin değil, her evin sorusu. Çocuğa bir mont ya da oyuncak alırken kaç mevsim dayanır, bozulursa onarılabilir mi, çocuk büyüyünce başkasına devredilebilir midiye sormak, atığı azaltmanın evdeki ilk adımıdır.

Türkiye bu tartışmada söz sahibi olabilecek güçlü bir konumda. 30 Mart'ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan eden karar, 2022'de Türkiye'nin ana sunuculuğunda BM Genel Kurulu'ndan geçti; 2025'teki Sıfır Atık Günü'nün ana teması ise moda ve tekstildi. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı olan COP31, 9 Kasım'da Antalya'da başlayacak ve 20 Kasım'a kadar sürecek. Bu toplantı, Sıfır Atık birikimini tekstilde somut bir stratejiye çevirmek için iyi bir fırsat. Çünkü rekabetin kuralları sektörümüz için şimdiden yazılıyor.

Avrupa Birliği, hazır giyimde Türkiye'nin en büyük pazarı; ancak Türkiye'nin AB'nin hazır giyim ithalatındaki payı 2023'te yüzde 11,7 iken 2025'te yüzde 9,2'ye geriledi. Türkiye'nin AB'ye sattığı hazır giyimin kilogram fiyatı ise yaklaşık 20,5 euro. Bu fiyat düzeyi, rekabet gücümüzün en düşük maliyette değil, nitelikte yattığına işaret ediyor. Kurallar da bu yöne evriliyor: AB'nin 2025'te yürürlüğe giren revize Atık Çerçeve Direktifi, üye ülkelere Nisan 2028'e kadar tekstil için genişletilmiş üretici sorumluluğu sistemleri kurma yükümlülüğü getiriyor. Üreticiler ürünlerin toplanma, ayrıştırılma ve geri dönüştürülme maliyetini üstlenecek; ödenecek ücretlerin ürünün çevresel performansına göre belirlenmesi ve böylece geri dönüştürülmüş lif kullanımının teşvik edilmesi öngörülüyor.