Hafta sonu rotam şimdiden belli. İstikamet Atatürk Kültür Merkezi. Şehrin gürültüsünden, siyasetin kısır döngüsünden kaçıp sığınacak bir liman arıyorum. Ama bu kez yalnız gitmek istemiyorum. Siz de yalnız gitmeyin. Yanınıza en kıymetlilerinizi, evlatlarınızı alın.
Çünkü yarın (Pazar) kapılarını kapatacak olan "Aliya 100 Yaşında" sergisi, sadece bir tarih gezisi değil; bir baba için evladına "gerçek kahramanlığı" anlatabileceği eşsiz bir sahnedir.
Bizim çocuklarımız süper kahramanları filmlerde arıyor. Uçanları, ağ atanları, pelerin takanları alkışlıyorlar. Ama onlara "pelerini olmayan kahramanların" da var olduğunu anlatmak, bir ebeveynin boynunun borcudur.
İşte bu hafta sonu, o borcu ödeme vaktidir.
Onları o sergiye götürün. Ama içeri girmeden önce onlara ne göreceklerini anlatmayın. Bırakın o atmosferi önce kendileri solusunlar. Bırakın o camekânların önünde şaşkınlıkla dursunlar.
Muhtemelen size soracaklar: "Baba, bu eski bere neden burada duruyor Bu kalemin özelliği ne Bu adam neden bu kadar önemli"
İşte o an, sizin sahneniz. O an, bir babanın evladına verebileceği en kıymetli dersin başlayacağı andır.
Onlara o berenin, kralların tacından neden daha değerli olduğunu siz anlatın. O kalemin, tanklardan ve tüfeklerden daha güçlü bir silah olduğunu, o çocuğun gözlerinin içine bakarak siz fısıldayın.
Kötüler ne kadar güçlü görünürse görünsün, "Nefret korkakların işidir" diyenlerin nasıl kazandığını onlara

16