Küresel Sisteme 'Erdoğan Diplomasisi' Damgası
Erdoğan diplomasisi küresel krizleri çözen mucize çözüm mü, yoksa seçici coğrafyalarda uygulanabilen sınırlı bir araç mı?
Yazı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın barış ve arabuluculuğa dayalı diplomasi yaklaşımını küresel sisteme yeni paradigma katan bir liderlik modeli olarak sunmaktadır. Yazar bunu desteklemek için Ukrayna-Rusya krizi ve Karadeniz Tahıl Koridoru örneğini kullanmakta, savunma sanayisindeki güç ile diplomatik etkinliğin dengesini vurgulamaktadır. Peki Türkiye'nin seçici arabuluculuğu ve muhalif taraflara yönelik tutumu bu evrensel barış iddiasıyla ne kadar tutarlı?
Küresel siyaset bugün tarihinin en gürültülü, en dağınık ve en yönsüz dönemlerinden birini yaşıyor. Küresel güç merkezleri arasındaki rekabet sertleşirken, uluslararası sistemin ortak aklı zayıflıyor; krizler yönetilmesi gerekirken, tersine, daha da derinleşiyor. Böylesi bir konjonktürde dünya, sadece güç değil; yön, denge ve vicdan üretebilen liderlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. İşte tam da bu noktada, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu liderlik, küresel ölçekte ayırt edici bir nitelik kazanıyor. Gürültünün arttığı, her aktörün kendi ajandasını dayattığı bir dönemde Erdoğan, net, kararlı ve yükselen bir sesle 'barış' diyen nadir liderlerden biri olarak öne çıkıyor.
Cumhurbaşkanımızın küresel gelişmelere yönelik son açıklamaları, bu yaklaşımın en berrak ifadesidir. Bölgedeki savaşın yayılma riskine dikkat çekerken, 'silahların susması ve müzakereye alan açılması için iğne ucu kadar ihtimal varsa, bunu değerlendirmek gerekir' vurgusu, Türkiye'nin krizlere bakışını da özetlemektedir. Bu yaklaşım, yalnızca diplomatik bir tercih değil; aynı zamanda ahlaki bir duruştur. Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındadır. Cumhurbaşkanımızın 'doğruya doğru, yanlışa yanlış' diyebilen ilkeli duruşu, Türkiye'yi sadece bir bölgesel güç değil, aynı zamanda güvenilir bir arabulucu haline getirmektedir.
Bu noktada 'Erdoğan Diplomasisi' kavramı, artık bir söylem değil, somut bir gerçekliktir. Erdoğan Diplomasisi; kriz anlarında inisiyatif alabilen, taraflarla eş zamanlı konuşabilen, sahadaki güç ile masadaki aklı birleştirebilen çok katmanlı bir yaklaşımı ifade etmektedir. Türkiye'nin Ukrayna- Rusya savaşında üstlendiği rol, Karedeniz Tahıl Koridoru anlaşması gibi örnekler, bu modelin başarı kapasitesini en net şekilde ortaya koymuştur. Dünya liderlerinin Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a duydkları güven ve uluslararası medyada adeta tırmanan ilgi de bu başarının bir sonucudur. Çünkü Cumhurbaşkanımız, yalnızca konuşan değil; çözüm üreten, risk alan ve sorumluluk üstlenen bir lider profili ortaya koymaktadır. Bu yönüyle 'Erdoğan Diplomasisi', klasik güç siyasetinin çok ötesine geçen bir etki alanı üretmektedir.
Türkiye'nin savunma sanayinde ulaştığı seviye de, bu diplomatik etkinliği destekleyen önemli bir unsurdur. Artan

21