Hürmüz tümüyle kapanırsa dünya aç kalır

'Epik Öfke' operasyonunun İran için sebep olduğu insani, maddi ve askeri maliyet, misilleme olarak, İran'ı Hürmüz Boğazı'nı kapattığı bir noktaya getirdi. İran doğal olarak önceliklendirdiği bu tedbir, küresel tedarik sisteminin en kırılgan damarlarından birisini hedef almış durumda. Bu dar geçitten her gün dünya petrolünün yaklaşık beşte biri, sıvılaştırılmış doğalgazın ise dörtte biri akıyordu. Şimdi bu akış büyük ölçüde kesilmiş durumda ve hızla tırmanışa geçen ham petrol ve doğalgaz fiyatları şirketler ve hane halkları için ağır bir enerji maliyetini; hatta enerjisiz kalma riskini gündeme getirirken, Hürmüz Kördüğümünün salt enerji ile sınırlı olmadığı da hızla idrak edilmekte.
1914 yılında kurulmuş olan ve dünyanın saygın ekonomik araştırma kurumları arasında yer alan Kiel Enstitüsü'nün son analizi, Hürmüz Kördüğümünün klasik bir petrol şokunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Asıl kırılma, enerji ile gıda arasındaki görünmeyen bağın kopmasında yatmakta. Çünkü, günümüzün modern ekonomileri için, sadece enerji tüketimi değil; enerjiden daha da hassas bir konu olarak gıda tüketimi çok çok önemli Bu nedenle, dünyanın her yerinde, tarımsal üretim verimliliğini arttırmak adına, enerji türevlerinden petrokimyaya, oradan gübreye ve nihayetinde gıdaya dönüşüm zincirinin sürdürülebilirliği hayati önem arz ediyor.
Bu nedenle, Hürmüz Kördüğümünde olduğu gibi, enerji akışı kesildiğinde, bu zincirin tamamı kırılmakta ve gıda arz güvenliği de tehditle karşı karşıya kalmakta. Doğalgaz, gübre üretiminin temel girdisi. Gübre ise tarımsal verimin sigortasıdır. Bu nedenle Hürmüz'deki bir tıkanma, yalnızca rafinerileri değil, tarlaları da durdurur. Kiel raporunun 'darboğaz etkisi' olarak tanımladığı bu mekanizma, krizin gerçek boyutunu ortaya koyuyor: Enerji şoku, doğrudan gıda krizine evriliyor. Üstelik bu sadece teorik bir risk değil. Hesaplamalar, küresel gıda fiyatlarında en az yüzde 2,7'lik bir artışa işaret ediyor. Bu oran, gelişmiş ekonomiler için sınırlı bir etki anlamına gelebilir. Ancak milyonlarca insanın zaten sınırda yaşadığı bölgelerde, bu artış doğrudan açlık anlamına geliyor.
Sorunun derinliği, Körfez'in küresel üretimdeki rolüyle daha da netlik kazanmakta. Bugün hidrokarbon türevlerinde dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 73'ü bu bölgeden geliyor. Üre gübresi, metanol ve diğer kritik kimyasallar, onlarca yıllık yatırımlarla oluşmuş bir üretim ekosistemine dayanıyor. Körfez'deki böyle bir kapasiteyi kısa vadede başka coğrafyalara taşımak imkansız. Başka bir ifadeyle, Hürmüz orta vadede açılmaz ise. dünya sadece petrolsüz değil, gübresiz de kalacak. Ve, bu zincirleme etkinin en ağır bedelini ise en kırılgan ülkeler ödüeyecek. Güney Asya, Sahra altı Afrika ve Orta Doğu'da birçok ülke hem enerji hem de gübre ithalatına bağımlı. Bu nedenle kriz, bu ülkelerde iki kat etkili olacak. ABD gibi ekonomilerde refah kaybı yüzde 0,07 ile sınırlı kalırken, yoksul ülkelerde bu oran ne yazık ki