Avrupa'da enerji krizi ve Türkiye için fırsatlar

Avrupa 2026 sonbaharına ağır bir enerji bilançosuyla giriyor. Yer altı doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 66-67 bandında; bu, aynı dönem için son 15 yılın en düşük seviyesi anlamına gelmekte. Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) kargolarının Asya'ya yönelmesi, uzayan altyapı kesintileri ve Orta Doğu'daki gerilim Avrupa'nın 2026-27 kışına yeterli düzeyde hazırlanmasını engellemiş durumda. Avrupa'da gaz fiyatları daha şimdiden geçen yılın iki katına yaklaşırken Brent petrol 100 doları, Avrupa'daki toptan dizel fiyatı ise ham petrolün neredeyse iki katını görmüş durumda.
Avrupa'nın içinde bulunduğu 'düşük gaz stoku' sorunu yalnızca ısınma ihtiyacına yönelik sıkıntılarla da sınırlı değil. Avrupa elektrik piyasasında doğal gaz santralleri günün birçok saatinde artan elektrik talebini karşılayan, dengeleyen son kaynak olarak nihai fiyatı da belirliyor. Gaz pahalılaştığında otomatik olarak elektriğin tamamı da pahalanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, AB'de spot elektrik fiyatları 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 30'dan fazla arttı. Almanya'nın 2027 vadeli elektrik fiyatının daha şimdiden megavatsaat başına 110 euro civarında seyretmesi, baskının kışla sınırlı kalmayacağını da göstermekte.
Önemli bir küresel iklim döngüsü olan El Nino da, enerji talebine yönelik hesaplara yeni belirsizlikler yüklüyor.. Kuzey Yarımkürede çok güçlü bir El Nino etkisi yaşanması ihtimali yüzde 90'ın üzerinde. Avrupa'da güneş enerjisi sistemleri ile elektrik üretimi artabilse de. 2027'nin ilk çeyreğinde rüzgar üretiminin olağan seviyenin yüzde 9,8 altına düşebileceği öngörülüyor. Asya tarafında ise, normallerin üzerinde seyredecek sıcak hava klima kullanımını, kuraklık ise gazla elektrik üretimini fırlatır ise, Avrupa ile Asya arasında LNG rekabeti sertleşebilir.
Dolayısı ile, Ukrayna Savaşı'ydı, İran Savaşı'ydı derken, tüm dünyayı etkisi altına almış olan enerji şoku, artık radyatörden market rafına doğru hızla ilerliyor. Hollanda'da seraların ısıtma, aydınlatma, gübre ve taşıma maliyetleri hızla yükselirken; enerji maliyeti ile domates fiyatı birbiriyle atbaşı ikiye katlanmış durumda. Maliyet artışlarıyla tarımsal üretimin kısılması halinde, Avrupa daha fazla yaş sebze ve meyve ithal etmek zorunda kalacak.
Bu durum, Türkiye'nin önünde stratejik bir fırsat olduğuna işaret ediyor. Antalya'dan Mersin'e, Adana'dan Hatay'a, İzmir'den Manisa'ya uzanan tarımsal üretim kuşağımız, iklim çeşitliliği ve Avrupa'ya coğrafi yakınlık, Türkiye'ye