5 Mart 2025'te kaleme aldığımız makalenin başlığı 'Önce Avrupa küresel güç olduğuna inanmalı'ydı. Takip eden pek çok yazı ile, ABD ile AB arasında, Atlantik'teki ayrışmayı, AB'nin zorlandığı alanları ve Türkiye'nin stratejik rolünü pek çok defa kaleme aldık. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un iki gün önce batı medyasına verdiği mülakatta dile getirdiği tespitler, 5 Mart'taki yazımızda ifade ettiğimiz gibi, Avrupa'nın mevcut jeopolitik ve ekonomik kırılganlıklarıyla artık daha da gecikmeden yüzleşmesinin bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Macron'un vurguladığı dört temel alan; ekonomik özerklik, stratejik yatırım, AB-ABD ilişkilerinin yeniden tanımlanması ve ortak savunma kapasitesi, batı ittifakının yakıcı gündem maddeleri haline gelmiş durumda.
Macron'un çeşitli çevrelerde tartışmaya sebep olan en dikkat çekici çağrısı ise, AB'ye doların küresel hegemonyasını aşacak şekilde ortak borçlanma kapasitesi oluşturma önerisi. Küresel piyasalarda yatırımcıların dolar dışı alternatifler aradığı bir dönemde, eurobond benzeri yeni enstrümanlarla Avrupa'nın kendi finansman mekanizmasını kurması gerektiğini savunuyor. Bu öneri, AB'nin sadece mali dayanıklılığı artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa'nın uluslararası stratejik yatırımlarda söz sahibi olmasını da sağlayacak.
Macron, aynı konuşmada Avrupa'nın ekonomik yapısının güçlendirilmesi gerektiğini de ısrarla vurguluyor. Stratejik sektörlerde ortak yatırımlar yapılması, yeşil enerji, yapay zeka, kuantum teknolojileri ve savunma sanayine kaynak aktarımıyla AB'nin küresel rekabette geri kalmaması gerektiğini hatırlatıyor. Bu yaklaşım, serbest piyasa ilkeleri ile kolektif yatırım arasındaki hassas dengenin yeniden kurulmasını öngörmekte. Macron'a göre Avrupa'nın görece güçlü olduğu demokrasi, hukuk devleti ve birlik niteliği, bugün yatırımcılar için bir çekim merkezi olabilir. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi için Avrupa'nın hem iç pazarını derinleştirmesi, hem de dışa bağımlılığı azaltması gerekiyor.
Özellikle ABD ve Çin gibi küresel aktörlerle olan ekonomik ilişkilerinde, AB'nin tek başına hareket etme kapasitesini artırması gerekmekte. Macron, AB-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını da vurgulamakta. Son dönemde Washington'un dijital düzenleme ve ticaret gibi konularda Avrupa'ya yönelik sert tutumu, Trump yönetiminin

5