Türkiye'de siyasi gündemin herkesi çok yorduğu malum. Her gün farklı bir tartışmaya uyanıyoruz. Hukuksuzluklar, haksızlıklar, belediyelerle başlayıp şirketlere bulaşan kayyım atamaları...
Bu başlıkların arasında sessizce büyüyen bir kriz var: üreten Türkiye'nin krizi.
Hazırgiyim ve tekstil sektörü bu tablonun en görünür örneklerinden biri. Yıllarca Türkiye'nin ihracat şampiyonu olan, milyonlarca kişiye istihdam sağlayan sektör bugün sipariş kaybı, artan maliyetler ve kapanan fabrikalarla mücadele ediyor.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), sektörün en eski meslek örgütlerinden biri. 1980'lerden bu yana ihracata dayalı ekonomik modelin gelişimine tanıklık eden dernek; Hasan Arat'tan Nur Ger'e, Umut Oran'dan Osman Benzeş'e uzanan isimlerle sektörün dönüşümünü izlediğim bir yapı.
Yıllar içinde güçlü bir başarı hikâyesi yazan tekstil ve hazırgiyim sektörü, bugün son yılların en ağır krizlerinden birini yaşıyor. TGSD bu süreçte hazırladığı raporlarla sektörün sesini verilerle ve önerilerle duyurmaya çalışıyor. Bu krizi ortak başkanlar Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren ile konuşmak için bir araya geldik.
İSTİHDAMIN SİGORTASIRakamlar sektörün stratejik önemini açıkça gösteriyor. Hazırgiyim ve tekstilin toplam ihracatı 26.2 milyar dolara ulaşırken sektör tek başına 14 milyar dolarlık dış ticaret fazlası yaratıyor. Toplam üretim büyüklüğü 45 milyar dolar seviyesinde. 846 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, sanayi istihdamının yüzde 22'sini oluşturuyor. Kadın çalışan oranının yüzde 55 olması da sektörü sosyal açıdan kritik hale getiriyor.
TGSD'ye göre 1 milyar dolarlık üretim yaklaşık 31 bin 500 kişilik istihdam yaratıyor. Hazırgiyimde bir kişilik istihdamın yatırım maliyeti 10-20 bin dolar düzeyinde; bu oran birçok sanayi koluna göre oldukça düşük. Narbay, bu tabloyu "Hazırgiyim ve tekstil istihdamın sigortasıdır" sözleriyle özetliyor.
Ancak bu güçlü yapı son yıllarda ciddi şekilde aşınmış durumda. 2022-2025 döneminde sepet bazlı maliyetler yüzde 23.4 artarken ihracat birim fiyatlarındaki artış yalnızca yüzde 9.2'de kaldı. Bu fark kârlılığı eritti. Kur artışının maliyetleri karşılayamaması nedeniyle sektörün dolar bazlı maliyeti yüzde 26'nın üzerine çıktı.
YÜZDE 60 PAHALIYIZNarbay'ın sık vurguladığı "kur makası" tam da burada ortaya çıkıyor. Ücretler, enerji, finansman, vergi ve lojistik maliyetleri artarken döviz kuru aynı hızda yükselmedi. Sonuçta Türkiye, hazırgiyim üretiminde Uzak Doğu'ya göre yaklaşık yüzde 60, Kuzey Afrika'ya göre yüzde 45 daha pahalı hale geldi.
Bunun sonuçları ağır oldu: Son üç yılda yaklaşık 376 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı, 10 bine yakın şirket faaliyetini durdurdu. Hazırgiyim ihracatı 2022'deki 21.2 milyar dolardan 16.8 milyar dolara geriledi. Türkiye'nin dünya hazırgiyim ticaretindeki payı yüzde 3'ün altına indi.

31