Türkiye'nin kaotik gündemine günlerdir bir de nafaka tartışması eklendi. Bir süredir bazı televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve siyasi kürsülerde çoğunlukla erkekler tarafından aynı cümle tekrar ediliyordu: "Süresiz nafaka adil değil."
Geçen hafta Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin "süresiz olarak" ibaresini oy çokluğu ile iptal ettiğini öğrendik. AYM'nin iptal kararı, gerekçeli karar Resmi Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Gerekçeli kararın ne zaman yayımlanacağı ise belirsiz.
TEKNİK DEĞİL YAŞAMSALNafaka meselesi yalnızca hukukçuların konuşacağı teknik bir konu değil. Bu mesele, milyonlarca kadının ve çocuğun gündelik yaşamıyla doğrudan ilgili.
Türkiye'de boşanmalar artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2024'te 188 bin 963 olan boşanma sayısı 2025'te 193 bin 793'e çıktı. Boşanma hızı da binde 2.26 oldu. Boşanma oranlarındaki yükseliş, modernleşmenin ya da aile kurumunun zayıflamasının tek başına göstergesi değil. Aynı zamanda kadınların şiddete, baskıya ve eşitsiz ilişkilere karşı daha fazla itiraz edebilmesinin de sonucu.
Ancak boşanmanın ardından başlayan hayat herkes için aynı değil. Erkekler çoğu zaman çalışma hayatındaki yerlerini koruyarak yollarına devam ederken kadınlar, özellikle çocukların bakım sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalıyor. İşte nafaka tartışmasının merkezinde de bu gerçek bulunuyor.
Kamuoyunda yıllardır oluşturulan algı, nafakanın kadınlara tanınmış ayrıcalıklı ve sınırsız bir gelir olduğu yönünde. Oysa uygulamadaki tablo bambaşka.
Kadın Dayanışma Vakfı'nın araştırmalarına göre nafaka miktarları sanıldığı gibi yüksek değil. Ortalama nafaka tutarları 1.179.40 TL. Bu rakam birçok kentte bir çocuğun aylık okul ve ulaşım masrafını bile karşılamıyor. Üstelik mahkeme kararına rağmen ödenmeyen nafakalar da yaygın.
Derin Yoksulluk Ağı'nın kurucusu Hacer Foggo'nun sahadan aktardıkları tartışmanın başka bir boyutunu gösteriyor.
Foggo'nun görüştüğü kadınlar arasında nafaka bir refah unsuru değil; kira ödeyebilmenin, çocuğa beslenme çantası hazırlayabilmenin, elektrik faturasını yatırabilmenin aracı.
Derin yoksulluk yaşayan tek ebeveynli ailelerde yaşam, çoğu zaman günlük kazançlarla sürdürülüyor. Sabah iş bulan akşam yemek yiyebiliyor. İş çıkmazsa sofraya konacak ekmek bulunamıyor.
Foggo diyor ki nafakanın süreyle sınırlandırılması tartışılırken şu soru sorulmalı:
Türkiye, boşanan kadınlara ve çocuklarına nasıl bir sosyal koruma sunuyor
Ücretsiz ve yaygın kreşler var mı
Kadınların çocuklarını güvenle bırakabilecekleri bakım merkezleri yeterli mi
Eşit işe eşit ücret sağlanabiliyor mu
Kadın istihdamı OECD ortalamalarına yaklaşmış durumda mı
Bu soruların çoğuna verilecek yanıt ne yazık ki "hayır".
SONULARI SOSYAL OLACAKFoggo olacakları sıralarken "Böyle bir tabloda nafakanın sınırlandırılması yalnızca bir hukuk değişikliği olmayacaktır. Sonuçları ekonomik ve sosyal olacaktır" diyor.

28