Ortada milyonlarca dolarlık yardım paralarının "buharlaştırıldığı" iddiaları uçuşuyor. Rakamlar 299 mu 999 milyar TL mi, belli değil. Borçlar, alacaklar, kumara yatırıldığı öne sürülen paralar...
Depremin, yangının, afetlerin acılarını yaşayan hâlâ binlerce insan varken sanatçı Haluk Levent'in neden olduğu Ahbap skandalı, yalnızca bir derneği tartışmalı hale getirmedi.
Deprem gecesi telefonuna sarılıp bağış yapan, "Bir cana dokunur" diye bütçesinden fedakârlık eden milyonlarca insanı üzdü.
Ahbap'ın yarattığı en büyük kayıp paradan öte iyiliğe, dayanışmaya ve gönüllülüğe duyulan inancın yara alması oldu.
Bugün Ahbap konuşuluyor. Dün Kızılay tartışıldı, daha önce Deniz Feneri ve başka vakıflar...
Bunlar bir sonuç. Asıl tartışmamız gereken çok önemli bir konu var.
Türkiye'nin yıllardır adım adım yitirdiği etik kültürü.
GÜVEN KRİZİ YAŞIYORUZDışa açılan ülkeye yabancı sermaye geliyor, TÜSİAD kurumsal yönetim ilkelerini tartışıyor, etik merkezleri kuruluyor, şirketler etik kodlarını yayımlıyordu. Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefi yalnızca ekonomik değil, hukuk ve kamu yönetiminde de yeni bir anlayışın kapısını aralıyordu.
2002'de yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu bu dönüşümün en önemli simgelerinden biriydi. Amaç, siyasetin ihale üzerindeki etkisini azaltmak, rekabeti artırmak ve kamu kaynaklarının kullanımını şeffaflaştırmaktı.
Aynı dönemde Sayıştay'ın yetkileri güçlendirildi, Bilgi Edinme Hakkı Yasası çıkarıldı. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında Türkiye'nin "şeffaflık" ve "hesap verebilirlik" alanındaki reformları övgüyle yer aldı.
Ancak sonraki yıllarda bu reform ivmesi tersine döndü.
AKP iktidarı ile etik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kurumsal yönetim kavramları gündemden çekilirken; Kamu İhale Kanunu'nda 200'e yaklaşan değişiklik, istisna uygulamaları, vergi afları, varlık barışları, kayırmacılık, nepotizm ve çıkar ilişkileri yeni yönetim kültürünün parçası haline geldi.
Bu değişimin faturası ise ağır oldu.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye son on yılda yaklaşık 70 sıra geriledi. Ülkenin puanı 50 seviyelerinden 31'e düştü. Örgüt bugün Türkiye için "zayıf demokrasi ile beslenen yolsuzluk döngüsü" değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye, mali suçlarla mücadeledeki eksiklikler nedeniyle 2021'de FATF'ın gri listesine alındı. Yoğun çabalar sonunda 2024'te bu listeden çıkıldı. Ancak toplumun zihnindeki gri listeden çıkmak hâlâ mümkün olmadı.
Yani etik önce kamudan çekildi. Sonra aynı kültür şirketlere yayıldı. En sonunda sivil toplum da bundan payını aldı.
ŞEFFAFLIK KURTARIRSibel Asna Özesmi benim 40 yıldır tanıdığım bir sivil toplum gönüllüsü.

52