90 TL'lik soğanın anlattığı büyük çöküş

"Yoksulun sırtından doyan doyana

Bunu gören yürek nasıl dayana

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana

Bilmem söylesem mi söylemesem mi"

Mahzuni Şerif bu dizeleri yazdığında Türkiye bugünkünden daha yoksul bir ülkeydi. Ama vatandaşın en kolay ulaşabildiği temel gıda ürünlerinden biri kuru soğandı.

Bugün Türkiye yine siyasetin sert tartışmaları içinde. Gözaltılar, soruşturmalar, kutuplaşma derken asıl gündem gözden kaçıyor. Oysa milyonlarca insanın evinde konuşulan konu çok daha basit: Akşam tencereye ne girecek

İşte bu yüzden bugün kuru soğanı yazıyorum.

ünkü halkın gerçek gündemi bu. Yemeğine koyacak kuru soğanı bile hesap ederek almak zorunda kalan milyonlarca insanın yaşadığı ekonomik kriz, bütün istatistiklerden daha gerçek.

Mutfağın en temel gıdası soğanda yaşananlar ise iktidarın gözden uzak tutmaya çalıştığı tarımdaki başarısızlığın en somut hikâyesini anlatıyor.

Dar gelirlinin de zenginin de sofrasına giren kuru soğan bir zamanlar çuvalla alınırdı. Yeni Türkiye'de ise artık tane hesabıyla bile zor alınıyor.

Dün İstanbul Ticaret Odası açıkladı. Temmuz ayında fiyatı en fazla artan ürün sivribiberdi ama kuru soğan da uzun süredir mutfak enflasyonunun başrol oyuncularından biri.

Dün gittiğim zincir markette 89.95 TL liraya satılan kuru soğanın fiyatı semt pazarında da 85 liradan satılıyordu. Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele programını zorlayan gıda enflasyonunun en çarpıcı örneklerinden biri artık soğan.

Oysa Türkiye'de 67 ilde kuru soğan üretilebiliyor. Kendine yeterlilik oranı yüzde 100'ün üzerinde. Dünyanın en büyük beş üreticisinden, en büyük ihracatçılarından biriyiz.

Yani ortada bir üretim potansiyeli sorunu yok.

SORUN YÖNETİMDE

Asıl sorun üretimde değil, yönetimde.

Son yıllarda soğan üzerinden yaşananlar, Türkiye tarımının nasıl günübirlik kararlarla yönetildiğinin adeta ders kitabı oldu.

2018'den bu yana fiyat yükseldiğinde ilk akla gelen çözüm ithalat oldu. Yetmedi, depolar basıldı. Üretici ve tüccar "stokçu", hatta "terörist" ilan edildi. Ardından ithalat vergileri sıfırlandı. Bir süre sonra bu kez ihracata kısıtlama getirildi. Üretici ürününü satamadı. Tarlada fiyatlar maliyetin altına düşünce zarar etti, ekim alanlarını daralttı.

İTHALAT SOPASI YİNE DEVREDE

Peki sonra ne oldu

Beklenen oldu.

Üretim azaldı. Depolardaki kayıplar arttı. İklim değişikliğinin etkisiyle sıcaklıklar yükseldi, depolanan ürünün önemli bir bölümü bozuldu. Birkaç yıl sonra bu kez tüketici 90 liralık soğanla karşı karşıya kaldı.

özüm yine aynı oldu.

13 Temmuz'da yayımlanan cumhurbaşkanı kararı ile kuru soğan ithalatında gümrük vergisi yüzde 49.5'ten yüzde 5'e indirildi. Yıllardır her fiyat artışında başvurulan "ithalat sopası" bir kez daha devreye sokuldu.

Oysa bugüne kadar hiçbir ithalat kararı tarımdaki yapısal sorunları çözmedi.

Bugün yaşadığımız fiyat şoklarının önemli bölümü yanlış teşviklerin, yanlış yasakların ve günü kurtarmaya yönelik müdahalelerin sonucudur.

Üstelik mesele yalnızca soğan da değil.

İki yıl önce soğan depolarda çürüyordu. Bugün sofraya girmekte zorlanıyor. Bir dönem patates üreticisi ürününü yola döktü, ardından patates ithal edildi. Domates, biber, limon, ayçiçeği, buğday... Hemen her üründe aynı senaryoyu izliyoruz. Bir yıl fiyat düşünce çiftçi zarar ediyor. Ertesi yıl ekim azalıyor. Ardından fiyat patlıyor ve çözüm yine ithalatta aranıyor.