6 Ekim Dünya Serebral Palsi Günleri, süslü kürsülerin, bol alkışlı salonların ve "engellilerin hayatını değiştirdik" nutuklarının eksik olmadığı özel tarihlerden biridir. Nitekim Serebral Palsili Çocuklar Derneği'nin (SERÇEV) geleneksel etkinliğinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'nın konuşmasını dinlerken, hep o tanıdık his kapladı içimizi. Sayın Bakan, çeyrek asırlık iktidarlarının engelliler alanında adeta bir "devrim" yaptığından bahsetti.
Doğrusu bu "devrim" sözü kulaklarımızı celbetmekle kalmadı, engelli toplumunun hafızasında derin bir soru işareti bıraktı. Geçmişte yapılan tüm mücadeleleri, atılan temel taşları bir kalemde silip, "Devrimi biz yaptık" demek kolaydır. Ancak o süslü kelimeler, her gün hayatın katı gerçekleriyle yüzleşen engelli kardeşlerimizin ne gönlünü doyuruyor ne cebini ne de midesini...
Gözümüzü gerçeklere kapatacak değiliz; bir şeyler yapıldı mı Evet, yapıldı. Kimse bunu inkâr etmiyor. Fakat madalyonun diğer yüzünü kim konuşacak Yapılan ve hak olarak verilen birçok düzenleme, zaman içinde teker teker geriye çekildi, kuşa döndürüldü. Buna ne diyeceğiz peki
Tam da bu noktada, Anadolu'nun sitem dolu sesine kulak vermek gerekir:
"Davulun sesi hoş gelir uzaktan,
Kurtulmaz engelli süslü tuzaktan.
Lafa gelince devrim derler ama,
Mutfak boş kalır, cep yoksulluktan!"
Günübirlik hatırlanmak, yılda bir iki kez özel günlerde mikrofona geçip gönül alıcı, kulağa hoş gelen temenniler savurmak siyasilerin öteden beri en iyi bildiği iş. Lakin yoksulluğa, fakirliğe mahkûm edilmiş, sosyal yardımlarla adeta sadakaya muhtaç hale getirilmiş engelli camiası artık bu beylik lafları yutmuyor.
Gelin, o çok övünülen "devrimin" mutfağında neler yaşandığına bol örnekli bir pencereden bakalım:
Budanan emeklilik hakları: Yıldan yıla kademeli emeklilik şartları, vergi indirimi süreçleri ve prim gün şartları öyle zorlaştırıldı ki, bin bir güçlükle çalışan engelli bireyin emeklilik hayali adeta elinden alındı. Giderek ağırlaşan rapor yönetmelikleri: Sağlık kurulu rapor yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle, geçmişte %40 ve üzeri raporu olan binlerce vatandaşımızın oranları %20'lere, %30'lara düşürüldü. Raporu düşen vatandaş, bir gecede hem iş imkânını hem de kazanılmış haklarını kaybetti. ÖTV muafiyetindeki kısıtlamalar: Engelli bireyin özgürce seyahat etmesini ve topluma karışmasını sağlayan ÖTV'siz araç alma hakkına getirilen fiyat limitleri ve kriterler, enflasyon karşısında eridi. Bugün piyasada bu limitlere uygun, engelli erişimine elverişli araç bulmak neredeyse imkânsız hale geldi.
13