Hamasetten gerçeğe uyanış

Siyaset, en yalın tanımıyla halka hizmet etme, adaleti tesis etme ve toplumun refahını artırma sanatıdır. Ancak günümüzde bu kutsal kavram, ne yazık ki özünden uzaklaşarak hamasetin, içi boş sloganların ve günü kurtaran ikiyüzlü hesapların pençesinde kıvranmaktadır. İktidar kanadından sıkça duyduğumuz bir ezber cümle vardır: "Bizim liderimiz dünya lideridir."

Ah, keşke gerçekten öyle olsaydı! Bundan kim gocunur Hangi vatandaş bu ülke liderinin küresel iradeye hükmetmesinden, mazlumların koruyucusu olmasından gurur duymaz, memnuniyet duymaz Biz isteriz ki lider dediğin; masaya yumruğunu vurduğunda ses getiren, dediğini yaptıran, sözü ve hatırı sayılan, etkili ve tesirli bir şahsiyet olsun. Lakin tablodaki manzaraya baktığımızda, bırakın "dünya lideri" olmayı, her adımda başkalarının çizdiği rotada yürüyen, gelen her talimatı "hikmetinden sual olunmaz" diyerek uygulayan bir iradeyle baş başa kalıyoruz. Ve bu durum, zihinlerde devasa soru işaretleri uyandırıyor.

Gelin biraz hafızamızı tazeleyelim, tarihe ve yaşanan somut örneklere müracaat edelim. Öyle lafla peynir gemisi yürümez; icraata bakılır, neticelere bakılır.

Trump Örneği ve Teslimiyet Siyaseti: Gözümüzün önüne getirelim; dönemin ABD Başkanı Trump'ın hemen her dediği harfiyen yapıldı da elimize ne geçti Biz ona istediklerini verdik, peki karşılığında ona tek bir geri adım attırabildik mi Türkiye'nin çıkarları aleyhine atılan hangi adımı engellediniz de "işte güç budur" diyebildik Yok! Karşılıklı bir irade savaşı değil, tek taraflı bir boyun eğme tablosu çıktı ortaya. Azerbaycan ve KKTC Çelişkisi: "Azerbaycan canımız, kanımız; iki devlet, tek millet" dedik. Dar gününde imdadına koştuk, hamasetin en coşkulusunu yaptık. Bundan da asla pişman değiliz, kardeşimizdir. Peki, o hamaseti dillerden düşürmeyenler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası alanda tanınması için o büyük "dünya liderliği" iradesini neden masaya koyamadılar Yıllardır KKTC hâlâ tanınmıyorsa, bu hamaset masalarında kaybedilen diplomatik akıl yüzünden değil midir Manevi Hassasiyetler ve Başörtüsü İhaneti: Geldiğimiz noktada iş öyle bir boyuta ulaştı ki, inancımızın en temel manevi hassasiyetleri, başörtüsü gibi bu ülkede bedeller ödenerek aşılan meseleler bile küresel zorbaların masasında meze yapıldı ne yazık ki. Siyonizm'le iş birliğinden geri durmayanlar, inancımıza ve başörtümüze alenen saldırdı! Üstelik bu da yetmedi; bu yasakları eleştiren, haklı olarak ses yükselten insanlara kendi ülkelerine girme yasağı getirdiler. O da yetmedi, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'nı dahi bir çırpıda görevden aldırdılar.

İşte sormak mecburiyetindeyiz: Bu muydu dünya liderliği Siz bu ülkede başörtüsü yasağını kaldırdınız diye bu necip millet size minnet duymadı mı, yıllarca baş tacı etmedi mi Peki, kendi ülkenizde başörtüsü mücadelesini bayraklaştıracaksınız, ama dışarıda inancınıza vurulan bu açık darbe karşısında üç maymunu oynayacaksınız! Neden dostunuza sözünüz geçmez