Bir neslin istikbal sancısı

Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca'mızın hafızalarımıza kazınan o veciz sözünü hatıra getirmek, bugün yaşadığımız toplumsal ve iktisadi iklimde her zamankinden daha hayati bir zorunluluktur: "Bir milletin gücü; topu, tüfeği, tankı değil; imanlı, ahlâklı ve yetişmiş evlatlarıdır."

Peki, biz bugün bu şuurun neresindeyiz

Bir neslin ahlâk ve maneviyatla hemhal olarak yetişmesi, şüphesiz ki ilk olarak aile ocağında başlar. Anne ve babanın hâl diliyle verdiği terbiyeyi, daha sonra okul sıralarındaki eğitim ve öğretim süreci tamamlar. Ancak dönüp bugünün Milli Eğitim müfredatına ve eğitim sistemine baktığımızda, maneviyatçı ve ahlâk merkezli bir yapının tam manasıyla tesis edildiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil. Gençliğin manevi değerlerle donanması, yalnızca müfredat metinlerine sıkıştırılamayacak kadar köklü; aileden öğretim görevlisine, sivil toplumdan devlete kadar her kesimin taşın altına elini koymasını gerektiren ortak bir sorumluluktur.

Ne var ki, bugün evladını okula gönderen bir anne babanın zihnini ve kalbini sadece manevi kaygılar değil, yakıcı iktisadi gerçekler de kavurmaktadır. Eğitimde maneviyatı konuşurken, maddiyatın ailelerin belini nasıl büktüğünü görmezden gelemeyiz.

Okul sıralarına adım atan bir çocuğun kantine yanaştığında karşılaştığı rakamlar, bugün pek çok velinin yüreğini cız ettiriyor. Bir tostun 130 TL, tavuk dönerin 145 TL, bir hamburgerin 160 TL olduğu bir ortamda; asgari ücretle geçinen, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan ya da engelli maşından başka tutunacak dalı olmayan yoksul ailelerin evlatları okula maalesef boynu bükük, buruk gidiyor. Üstelik mesele sadece kantin fiyatlarıyla da sınırlı değil. Kırtasiye masrafları, okul servis ücretleri, kıyafet giderleri ve yardımcı materyaller üst üste eklendiğinde, dar gelirli bir ailenin çocuğuna kaliteli bir eğitim imkânı sunması neredeyse imkânsız hale gelmektedir.

Hâlbuki temel eğitim, bu ülkenin her bir ferdi için anayasal bir hak ve zorunluluktur. Toplumun %20'lik bir kesimi bolluk içinde bir yaşam sürerken, kalan %80'lik kesimin bu ağır iktisadi yükün altında ezilmesi kabul edilebilir bir tablo değildir. Tahsil görmek, bir milletin istikbali için olmazsa olmazdır; fırsat eşitliğinin sağlanamadığı bir yerde toplumsal huzurdan söz etmek imkânsızlaşır.

Âşık Sümmanoğlu'nun şu muazzam dizeleri, meselenin özünü ve çıkış yolunu ne kadar da berrak özetliyor:

"Anlayalım meselenin başını

Akıl ile, okul ile, azm ile

Ayıralım bu pirincin taşını

Akıl ile, okul ile, azm ile...

Fatihler, Yavuzlar geçti sıradan

Esalet davası kalktı aradan

Kaptan oldu gemi sürdü karadan