Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi'nin Türkiye'ye yapacağı ziyaret ulusal ve uluslararası medyadan yoğun ilgi görüyor. 2013'te Mısır'da yaşanan hükümet değişiminin ardından Ankara ile Kahire arasındaki ilişkiler koparken, yaklaşık 10 yıllık bir diplomatik kriz hali yaşanmıştı. Bu dönemde iki ülke bölgesel politikalarda rekabet halinde olmuş ve zaman zaman karşı karşıya gelmişti. Libya, Doğu Akdeniz, Körfez bölgesi ve Afrika Boynuzu'ndaki gelişmelerde ayrışan politikalar izleyen Türkiye ve Mısır, son dönemde ise tansiyonu düşürerek yeni bir açılım içerisinde oldu.
Bu noktada özellikle Ankara'nın olumlu girişimleri ve ilişkileri normalleştirme çabaları sayesinde önemli aşamalar kaydedilmiş, halen bazı alanlarda devam eden ayrışmalara rağmen iki ülke diplomatik açmazı sonlandırmış ve normalleşme yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu kapsamda Katar'da düzenlenen Dünya Kupasında ilk görüşmelerini gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi, izleyen süreçte diyaloğu devam ettirmiştir. 2024'ün Şubat ayında Mısır'a resmi bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada iki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirme amacıyla birçok anlaşmayı masaya getirmiştir. Atılan imzaların ardından ivme kazanan normalleşme sürecinin son adımı ise Mısır Devlet Başkanı Sisi'nin Türkiye'ye yapacağı ziyaret olacaktır.
Ziyaretin en önemli gündemi ikili işbirliklerinin geliştirilmesi olacaktır. Nitekim özellikle ekonomi alanında iki ülke, işbirliğini artırmak ve karşılıklı ticarette yeni rekorlara ulaşmak hedefindedir. Halihazırda 10 milyar dolar seviyesinde olan ticaretin önümüzdeki yıllarda 15 milyar dolara çıkarılması amaçlanırken özellikle savunma sanayii ve enerji gibi alanların bu anlamda öne çıkacağı tahmin edilmektedir.
Bu anlamda iki liderin başkanlığında gerçekleştirilecek olan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantısı kritik öneme sahiptir. Bu toplantıda işbirliği alanlarının muhatabı olan bakanlar ve üst düzey bürokratlar da hazır bulunacak ve ilgili anlaşmalar imzalanacaktır. Türkiye'nin son yıllarda birçok ülke ile yürüttüğü bu mekanizma uzun vadeli ve kurumsal işbirliklerinin kurulmasını amaçlayan önemli bir enstrüman olarak görülmektedir. Bu kapsamda işbirlikleri gerçekleştirilen ülkelerle çok daha güçlü ve kalıcı bir ilişki kurulması mümkün olmaktadır.
Öte yandan Türkiye ve Mısır'ı son dönemde yakınlaştıran bir başka unsur da bölgesel ve küresel krizlerin yarattığı kırılgan konjonktür ve bununla mücadelede ülkelerin yeni arayışlar içerisinde olmalarıdır. Nitekim özellikle Mısır açısından değerlendirildiğinde Kahire yönetiminin başta Gazze olmak üzere Libya, Sudan, Etiyopya ve Somali gibi bölgesel kriz alanlarına doğrudan müdahil olduğu görülmektedir. Bu durum Kahire yönetiminin bir tercihi olmaktan öte, söz konusu kriz alanlarının Mısır'ı doğrudan ya da dolaylı biçimde etkileyen doğalarından kaynaklanmaktadır.
Bu anlamda özellikle Gazze'de yaşananlar Mısır yönetimi üzerinde yoğun bir baskı oluşturmaktadır. Nitekim geçmişte Filistin meselesi özelinde İsrail ile karşı karşıya gelen Mısır'ın günümüzde de benzer bir tutum izlemesi hem Mısır hem de Arap kamuoyunun beklentisidir. Bu beklenti karşısında zaman zaman çaresiz kalan Sisi yönetimi yaptığı açıklamalarla İsrail'e göz dağı vermekte ancak sahada krizin derinleşmesini engelleyecek adımlar atabilmekten uzak bir görünüm sergilemektedir.
Gazze'de yaşananlar Türkiye açısından da benzer bir durumu ortaya çıkarmaktadır. İsrail'in katliamlarına uluslararası düzeyde en sert tepkiyi gösteren liderlerin başında gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıların durması ve İsrail'deki Netanyahu hükümetinin saldırılardan sorumlu tutularak yargılanması hususunda yoğun diplomatik çaba göstermektedir. Krizin çözümü konusunda askeri müdahale seçeneğini dahi gündeme alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu açıklamalarıyla sadece İsrail'in değil Tel-Aviv'e destek olan Batılı ülkelerin de tepkisini çekmiştir.