Kendini sömürten iktidarlar-II

Bir yönetimin, devletin ve hatta toplumun, maddi ve manevi varlığıyla bir başka yönetimin, devletin ve kültürün hâkimiyetine teslim olması farklı yollardan ve şekillerden gerçekleşebilir. Nedenleriyse iktisadi, siyasi, dini ya da kültürel olabilir. Ancak dini ya da kültürel teslim olma farklı yönde ortaya çıkarak tasarlanan hâkim olma hedefini daima sağlamayabilir. Belli bir hâkimiyete teslimiyet daha başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Mesela, aslında özel hukuk alanına ait veraset kurumu, kamu alanının bir göstergesi olan siyaset konusunda belirleyici bir kurum ve kural şekline dönüştürülebilir. Ancak bu dönüştürmenin kendine özgü doğuracağı sorunlar çoğunlukla öngörülemeyeceği için daha zor sorunlara da yol açabilir. Otoriter ya da totaliter başlığı altında toplanabilen monarşik, oligarşik, tiranlık veya diktatörlük rejimlerinin yoğun bir şekilde uygulandıkları, özellikle Ortaçağ Avrupa'sında bolca örneklerine rastlanabilir. Siyasi birliğini ancak 0ndokuzuncu yüzyılın ortalarında gerçekleştirebilen İtalya tipik bir örnek olarak Siyaset Bilimi ve Siyaset Felsefesince tartışılmıştır.

Öte yandan, belli bir hâkimiyete teslim olma veya kabul etme durumunda kalma, her hâl ve şartta maddi ve manevi bakımdan sömürülme anlamına gelmez. Sömürme, bir başka ifadeyle sömürge sistemi, "kolonyalizm", daha sonra da yaygınlaşarak "emperyalizm" olarak tanımlanacaktır. Bir sistem şeklinde anlaşılarak uygulanma sürecinde değişik kurumlaştırmalara ve oluşturulan kurallara, hatta hukuklara rastlanacaktır. Bir dönem uygulanan ve "Manda Sistemi" şeklinde tanımlanan sistem bunlardan biridir. "Uygarlaştırma" ya da "Uygarlık Götürme" söylemi, sömürgecilik sisteminin şartlara göre geliştirilmiş bir yöntemidir. Nitekim Baas yönetimi hâkimiyetindeki Irak'ın işgalinde söz konusu söylem, dünya kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir işlev görmüştü. Özellikle "Baas", yani kısaca Arap Sosyalizmi, sadece kabilecilik asabiyetine dayalı otoriter yönetimler tarafından değil, sosyalizme karşıt olan çeşitli ülkelerdeki Müslüman topluluk ve kuruluşlarca da iktidardan uzaklaştırılması desteklenmişti. Libya'da Kaddafi'nin "Cemahiriyesi"ni de benzer şekilde değerlendirmek mümkündür. Aslında geri planda, mesela Libya'nın güneyindeki çöl bölgesinde bulunan zengin petrol yatağının İtalya ve Fransa'ya verilmemesi gibi nedenler olmalıydı.