Olur öyle. İnsanız. Boş bulunuruz. Münasebetsiz, ucunun nereye gideceğini o an hesap edemediğimiz bir patavatsızlık, bir hata yapabiliriz. Sonra pişman olur, özür diler ve bağışlanma dileriz.
Bu normal uzaydır ve hepimiz için geçerlidir. Çünkü hepimiz insanız.
Hepimiz için geçerli olan Rahmi Koç için de geçerlidir elbette. O olağanüstü sevimsiz, ırkçı, cinsiyetçi fıkrayı anlattığı için pişman olmuş olabilir, özründe samimi olabilir, bağışlanma talebi hakiki olabilir.
Buraya kadar tamamsak bir de "eee"si vardır bu meselenin. "Eee"si şudur. Bu hadsizliği, bu küstahlığı, bu ırkçılığı affetmek, o özrü kabul etmek zorunda değiliz hiçbirimiz. Ve bunun milyon insan nezdinde milyon farklı sebebi olabilir.
Ben mesela, o fıkra görüntüsünün üzerine şunu yazdım: "Yuh be. Anlatana lanet, gülene yazıklar olsun." Rahmi Koç'un özrü bu fikrimi değiştirmedi. O fıkrayı hesapsız, kitapsız, önünü arkasını düşünmeden, yaşlılıkla, demansla anlattığına da ikna olmadım.
Bir parantez. Bu fıkra üzerinden Rahmi Koç'un eski eşiyle yaşadığı ve "Allah düşmanımıza bile vermesin" diye dua etmenin dışında hiçbir cümleyle karşılamamamız gereken özel durumunu şaka, hakaret, çirkinlik haline getirmeyi ahlaksızlık dışında bir tanımla tanımlayamıyorum. Kapadım parantezi.
Diğer yandan Binali Yıldırım'ın "bizi" değil Rahmi Koç'u tutan kahkahası konusunda da çok yaralandım kendi adıma. Başbakanlık yapmış, AK Parti'de siyaset yürütmüş birinin, Tayyip Erdoğan'ın dağıtıp attığı (daha doğrusu dağıtıp atmaya çalıştığını her fırsatta belli ettiği) yerleşik sermaye vesayetine "baş selamı" vermesi, AK Parti siyasetinin biriktirdiği ya da biriktirmeye çalıştığı her şeyi yerle bir eder çünkü. "Turgut Özal'ı şortuyla karşılayan Aydın Doğan'ın tarih olduğu bir Türkiye" fikrini satın almanın adıdır zira AK Parti. Bu söylediğimi "romantik" bulacak AK Partililere de bir şey hatırlatmak isterim: Bunu "romantik" bulmak AK Parti'nin kendisini inkar manası taşır.
Unutuyordum az kalsın. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı sıfatı taşıyan Nihat Zeybekçi'nin Rahmi Koç'u bütünüyle temize çıkarmaya çabalayan cümlelerini ise "gülünmeyen fıkranın gülünmeyen devamı" olarak okudum. Acıklı bir temaşa idi.

15