Bu bir politik yazı değildir!

Şöyle bir haber var. 2024 yılından: "Afyonkarahisar Belediye Meclisi, mahkemenin mülteciler için nikâh ücretinin artırılmasını iptal etmesinin ardından yeni karar aldı. Meclis nikah ücretini 24 kat artırdı."

Sonra Afyon Belediyesi'nin internet sitesinde şöyle bir başka haber metni var: Belediye Başkanımız Burcu Köksal, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bugün Zabıta Ekiplerimizle birlikte şehrimizde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadığı halde faaliyet gösteren sığınmacılara ait iş yerlerinin faaliyetlerine son verdik. Erenler Mahallesi'nde Spor Salonu, Cumhuriyet Mahallesi'nde tatlıcı, Dumlupınar, Sahipata ve Marulcu Mahallelerinde bakkal dükkânı olan iş yerlerini mühürledik. Söz verdiğim gibi Afyonkarahisar'da Suriyeli mülteciler olmak üzere tüm mültecilerin iş yeri açmalarına engel olacağım, şehrimizden ayrılmaları için ne gerekiyorsa yapacağım. Amasız, fakatsız, lakinsiz göndereceğiz Afyonkarahisar'dan."

Suriye fethi müyesser olmadan hemen önce mülteci düşmanlığını körüklemekten ciğerleri solan Ümit Özdağ, İlay Aksoy, Tanju Özcan, Mücahit Gültekin gibi şedid mülteci düşmanlarının yanındaydı Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın ismi. Neredeyse "sembol" bir isimdi. Afyon'da sığınmacı Suriyeli kardeşlerimize "sığıntı" diyen bir aklı yerleştirmeye çabalıyor, "yollayacağız, göndereceğiz" diyor da başka bir şey demiyordu.

Şimdi o Burcu Köksal AK Parti'ye geçiyormuş ve hayır, bu yazı Burcu Köksal'ın AK Parti'ye geçmesiyle ilgili bir yazı da değildir, politik bir yazı da değildir.

Önümüzdeki süreçte Köksal'ın politik dil değişimine "ibret nazarı" ile bakmamızı sağlayacak şey "politika" değildir çünkü.

Bu, burada bir dursun.

Özgür Özel'in Burcu Köksal'a, "Ben nasılsa iki seneye iktidar olacağım, sen o zaman görürsün gününü" mesajı attığı ortaya çıktı biliyorsunuz.

Özgür Özel'in iki yıl içerisinde iktidar olacağına inanması ya da inandırılması da politik bir mesele değildir. Daha ziyade psikoloji alanının bir meselesidir.

Niçin Şundan: "İki yıl içerisinde iktidar olacağını düşünen" bir liderden asgari vasatta bir "muktedir tavrı" bekleriz. Mesela Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın üzerine atılı "ahlâkî suçlar" yüzünden partiden ihraç edilmesi için 50 günü aşkın süre beklenmesi "muktedir tavrı" değildir. O görüntülerin ortaya çıkmasıyla birlikte sadece 1 gün içerisinde partiden Özkan Yalım'ı ihraç edersin de biz de deriz ki, "Vay be, adam Türkiye'yi yönetmeye talip."