İmam Sircani imiş yazarının adı. Büyük ihtimalle Kirmanlı. O civarlarda bir tekkesi olduğu da yazılıp çizilmiş ama asıl özelliği gezgin bir şeyh olması ve bilhassa tasavvufla ilgili duyduğu önemli cümleleri "konu bütünlüklü bir antoloji" olarak kayda geçirmesi.
Döne döne okuyorum şu aralar Türkçeye Semerkand Yayınları etiketi ve Dilaver Selvi imzasıyla kazandırılan bu nefis eseri: "Sufinin Aynasında Siyah ve Beyaz."
İstedim ki bugün kitabın ilk faslı olan hikmet bahsine dair cümlelerin arasında dolaşmayı deneyeyim. Hatam olursa peşinen af dilerim.
Önce tanım. Neydi hikmet "Derin kavrayış, ilahi nizamı ve eşyanın hakikatini anlama hali" idi. Peki nasıl olacak bu Bu soruya cevabı Efendimiz (s.a.v) veriyor: "Bir kul gönlünü dünyadan çekerse Allah onun kalbine bir yağmur yağdırır. Bu yağmur kulun kalbinde hikmeti filizlendirir ve onun diline hikmet yerleşir."
Dikkat isterim. Okuyarak, yazarak, gezerek, dolaşarak, yatarak, koşarak, yürüyerek değil. "Bilgi" değil yani hikmeti elde etmenin yolu. Ticaretle kazanılmıyor. Al-ver ile olmuyor. Sen dünyadan cayıyorsun, Allah da sana caydığın dünya dahil pek çok şeyin künhünü ihsan ediyor. Neydi "künhüne" vakıf olmak Cevhere erişmekti, öze ulaşmaktı, aslını görmekti.
Beden yorulunca uykuya, dinlenmeye çekilen insana ne oluyor da kalbini dünya bulaşığından çekmeden dinlendirebileceğini düşünüyor acaba
Haydar-ı Kerrar Hazreti Ali demiş: "Kalplerinizi dinlendirin. Onun için taze hikmetler arayın. Şüphe yok ki beden nasıl usanırsa kalp de öyle usanır."
Sadece yünleri değil, insanı da çırpıyordu Hallac-ı Mansur. Anlayana şöyle anlatıyor meseleyi: "Hikmet bir oktur. O okun hedefi Müminlerin kalbi, o okun atanı ise Allah Teala'dır. O okun hedefini şaşırdığı görülmemiştir."
Şu halde o okun hedefi olmaktan daha yüce hangi işi vardır insan tekinin Nasıl açacak peki insan kalbini o oka Bu çetrefile cevabı bir büyük sufi; Zünnun-i Mısri veriyor: "Kalpte hikmeti meydana getiren asıl mesele zühddür (yani insanın dünya ile mesafesini iyice ayarlayabilmesidir). Zühdün doğurduğu hikmet, insana işlerin sonuna sıhhatle bakmayı ve işlerin hakikatini fark etmeyi kazandırır."

17