Yazı, Adalet Bakanı Gürlek'in fail-i meçhul dosyaları çözme konseptini desteklerken, Türkiye'de adaletin sosyal medya tarafından belirlendiği, kara propaganda ile zayıflatıldığı ve seçici uygulanabildiği sorunlarını gündeme getirmektedir. Bu sürecin meşruiyeti, devletin kendi kadrolarını da yargılayabilecek denli tarafsız olup olamayacağı sorusuna bağlı görünmektedir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 25 Nisan günü sosyal medyasında şunları yazdı: "Bu çerçevede faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkardık. Ülke genelinde gerçekleştirdiğimiz taramalar neticesinde, 75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme sürecini başlattık. Delile dayalı, titiz analiz ve güçlü koordinasyon ile cezasızlığa geçit vermeyeceğiz. Cumhur-başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı'nı adaletin yüzyılı kılmak, her bir dosyada hakikati ortaya çıkarmak ve milletimizin vicdanını rahatlatmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Adaletin tecellisi için suçun ve suçlunun izini sürmeye devam edeceğiz."
Bakan'ın bu açıklamasına paralel olarak Bakanlık kaynakları da kapağı açılan fail-i meçhul dosyalarının illere göre dağılımını verdi. İstanbul, Ankara ve İzmir ilk üçte. Bu illeri Sakarya, Trabzon, Giresun, Tokat, Tekirdağ, Malatya, Kahramanmaraş ve Çanakkale takip ediyor.
Tabii bu yeni ve önemli sürecin asıl sembolü Gülistan Doku ismi oldu. Henüz soruşturma sürüyor ancak eldeki bilgilere bakılırsa bu genç kızın ölümü, ölümünün perdelenmesi ve sürecin "fail-i meçhul" hale getirilmesi Tunceli'nin en üst düzey kamu görevlilerinin "kötülük dayanışması" ile olmuş görünüyor. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel "delil karartma" ve benzeri suçlamalarla tutuklandı. Ben yazımı yazarken dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in de ifadesi alınıyordu. Delen'in ifadesinin ardından bir tutuklama gelip gelmeyeceği de merak konusu.
Bu, burada bir dursun.
Toplumda adalet duygusunun zayıflamasının çok çeşitli nedenleri var bana kalırsa. Bunlardan ilki sosyal medyada kendine güçlü bir alan açan "adalet arayışı hikayeleri." Adaletin yargı mekanizması ile değil sosyal medya ile tecelli ettiğine inandırıldı toplum. Bunda bir meselenin sosyal medyalaşmasının ardından adalet bakanlarımızın ve yetkililerin konuya ilgi göstermelerinin payı da büyük ne yazık ki.
İkincisi realitenin perdelendiği durumlar. Kayırmacılık, örtbas etme, güç kullanımı ve benzeri durumlar zaman zaman adalete engel olur ve toplumun adalete inancını sarsar.
Üçüncüsü ise FETÖ merkezli bir aklın Türkiye'de adalet olmadığına dair yaptığı kara propaganda. Bu propaganda diliyle de yeteri kadar mücadele verilmedi, verilemedi. İsmi bende saklı bir arkadaşımın nefis tespitiyle "Dijital dünyanın ne işe yarayacağını keşfeden hemen her AK Partili isim, dijital dünyayı kendi yararına kullanmayı tercih edince kara propagandaya engel olmak pek mümkün olmadı" deyip geçeyim.

6