300 Spartalı bulamadık yine iyi mi

Kendi hikâyemizi yazıp anlatmaya çok düşkünümdür. Her gün hevesim biraz daha kırılsa da bir yazarın kendisinin ve "biz" diyerek tanımladığı evrenlerin hikâyesini anlatmaktan daha iyi bir işi olmadığını düşünüyorum.

Yaşı şimdi 50'ye dayanmış bizim kuşağın "her şeyi gördüm, içim rahat" dememesi için de pek gerekçesi yok bana sorarsanız. Bu her şeyi görme hali yazmanın namusuyla birleşince sosyolojimizi, değişimimizi, dönüşümümüzü anlatmaktan yana oluyorum her seferinde. Ne ki bunun afiyet kaçırıcı iki yanı var. İlki şu: Okur bulamıyorsunuz çünkü güncelin çamurunda debelenmenin popülaritesi yüksek, hikâyemizi anlatmaya çabalamanın popülaritesi olağanüstü düşük. İkincisi de şu: Artık pek kendimizle yüzleşmek, karşılaşmak, hesaplaşmak istemiyoruz galiba. Başta kendim olmak üzere "biz" dediğim her evrende bir "ört ki ölek" duygusu hâkim.

Bu, burada bir dursun.

İdris Şahin diye biri var. Aradığını bulamadığı AK Parti'den DEVA'ya geçti, zihnim beni yanıltmıyorsa partisinin İstanbul belediye başkan adayı oldu, oradan da CHP'li seçmenin oylarıyla Ankara'dan DEVA Partisi vekili olarak Meclis'e attı kendini.

Dümdüz Anadolu insanıdır Şahin. Hatta dümdüz Orta Anadolu insanı. O yüzden hemen her orta Anadolulu gibi politik değişiminin onu nasıl savurduğunu göremiyor muhtemelen ve bu da bizim hikâyemize dahil.

Sosyal medyada Müslümanları aşağılamak (burada Müslüman; Anadolulu Sünni anlamına gelir) için 8-10 yıldır dolaşımda olan bir yaveyi kendi sözüymüş gibi paylaştı Şahin. Söz şöyle: "Peygamberin kabak sevdiğini anlatanlar, gösteriş sevmediğini, servet biriktirmediğini anlatmıyor. Ebu Hanife'nin şaraptan uzak durduğunu anlatanlar, sultan sofrasına oturmadığını, zulme baş eğmediğini anlatmıyor. Çünkü uyanmış bir toplum değil, uyuşturulmuş bir toplum istiyorlar."

Öznesiz, isimsiz, anlamsız bu söz öbeğinin bir tek hedefi var malum: Anadolu'nun Sünni ana omurgasına "koyun" demek. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kabak sevgisini anlatmaya değer bulmama otoritesi taslayıp ahlâkî üstünlük pozu kesen bu pespaye cümleyi, aslında kendisine de "koyun" diyerek dolaşıma sokunca işinin tamam olduğunu zannediyor muhtemelen Şahin. Acayip bir ahlâkî üstünlük alanına ilerlediğini falan vehmediyor.

İki ön kabulü var cümlenin. Bir: Peygamberimiz'in kabak sevgisi anlatmaya değmez. İki: Peygamberimizin kabak sevgisini anlatanlar O'nun servet biriktirmediğini anlatmaz. "Din kitlelerin afyonudur" diyecek de diyememiş sayınımın vekili yani. Dünyadaki hiçbir politik pozisyon bir Anadolu insanını bu kadar düşmüşken görmeye değmez. Bu, bizim hikâyemizin en sevimsiz gerçekliklerinden biridir.