Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Yolun doğrusu, din ve düzen olarak İslam'dır. Yolun eğrisi ise din ve düzen olarak Siyonizm, materyalizm ve faizci kapitalist düzendir. NahL 9: "Yolun doğrusunu göstermek Allah'a aittir. Kimi yollar ise eğridir..." Din ve düzen olarak İslam'dan başka batıl ve eğri yollara sapmak Allah'ı, ahkâmını ve rızası olan İslam'ı beğenmemek demektir. İnsanlık, dünya ve ahiret saadeti için İslam'ı seçmek ve onun adil düzenine uymak zorundadır. Allah'ın muhlis kulları olmak, önemli bir rütbedir. Şu dünyaya gönderiliş gayemiz olan kulluk imtihanını başarabilmek için, üç tane temel ve birbirini tamamlayan esas vardır. Bunlar: 1-Her şeyden önce İslam'ı öğrenmek, İslam'ın her konudaki emrini bilmek, 2-Öğrendiğimiz İslami esasları yaşamak, Kur'an'ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek, 3-Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam'a göre, yani İslam'ca düşünmek. Müslüman'ca düşünmenin üç temel esası vardır: 1-Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise, dünya hayatının hesabıdır. Sayılı nefeslerimiz, Allah yolunda harcanmalıdır. 2-İslam dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tamamdır. Hâşâ, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası yoktur. 3-İslam dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslam, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.
AMELLER
Ameller, niyetlere göre değer bulur. Yani yapılan işler ve ibadetler niyetlere göre değerlendirilir. Allah, Peygamberimizi bizleri Allah'ın indirdiği Kur'an'la yönetsin diye göndermiştir. Rabbimiz Maide 48, 49, 50, 51'de buyuruyor: "Ey Resul; sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak kitabı, Kur'an'ı gönderdik... Sana şu talimatı verdik: Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların hevalarına, kanunlarına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni uzaklaştırmalarından sakın. Eğer hükümden yüz çevirirlerse bil ki, bununla Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. Gerçekte insanların çoğu yoldan çıkmış fasıktırlar. Yoksa onlar cahiliye dönemi hükmünü, idaresini mi istiyorlar İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim vardır Ey iman edenler; Yahudileri ve Hristiyanları veli edinmeyin. Zira onlar birbirinin velisidirler, birbirini yönetirler. İçinizden onları veli edinenler, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez." Bu ilahi emirler karşısında bir Müslüman, mükemmel İslam medeniyetini bırakıp, bir Hristiyan ve Yahudi birliği olan AB'ye girmek için deliler gibi çalışmaz. ABD'nin kuyruğuna takılıp, İslam'ın telkin ve teklif ettiği adil düzeni, dünyası ve elde edeceği zalim bir iktidar için değişmez. Kişinin ben Müslüman'ım demesi, yürüttüğü zulüm düzenini aklamaz.
İKTİDAR OLMAK
Esas olan Müslüman'ım diyenin değil, İslam'ın iktidar olmasıdır. Şu ayet meallerini hikmetle okumaya çalışalım. Enam 165: "Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği nimetler hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir." Fatır 39: "Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkârı kendi zararınadır. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında kendileri için ancak gazabı arttırır. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan başka bir şey getirmez." Sad 26: "Ey Davut; biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır." Müslüman iktidar için siyaset yapamaz. Bir Müslüman, ancak İslam için siyaset yapar. Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmuş bir Müslüman'ın batılın ahkâmını yürütmek için iktidar talep etmesi büyük bir çelişki olur. İslam ve Müslümanlık çelişkileri kabul etmez. Hakkın olduğu yerde batıl olmaz, batılın olduğu yerde hak olmaz. Diyelim ki, çağdaş cahiliye Batı değer ve müktesebatına dayanan bir düzeni Müslüman'ım diyen kadrolar yürütsünler. Bu iktidar mensupları da, iktidarları döneminde bizlere bir takım toleranslar tanımış olsunlar. Ancak faizi yürütsünler, insanların mallarını haksız yere yesinler, milleti batıl ve zalim vergilerle ezsinler, Kur'an ahlâkı yerine Batı ahlâkını gençliğe ve topluma dayatsınlar. Besmeleli eğitim yerine, besmelesiz, materyalist, inkârcı bir eğitim nizamını yürütsünler; böyle olan bir iktidarı, biz Müslümanların meşru sayması, kendisini inkâr olur. İslam'da önemli olan iktidarda bulunan kadro ve liderinin yürüttüğü nizamın meşruiyet boyutudur. Eğer yasama ve yürümenin kaynağı Kur'an ve sünnete dayanıyorsa, bu nizam meşrudur. Hac 41: "Onlara; yani Müslümanlara yeryüzünde iktidar verdiğimizde namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve o Müslümanlar iyiliği emreder, kötülükten de alıkoyarlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir." Kur'an ve sünnet tıpkı namaz gibi, oruç gibi siyasetin nasıl yapılacağını, iktidarın nasıl olacağını da ana hatlarıyla belirlemiştir.

17