Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
"İslamsız saadet olmaz" günümüz dünyasında pek ciddiye alınmayan bir hakikattir. Bu gerçeği görmeksizin dünya hayatını ikame etmeye çalışan fert ve toplumlar, zillet içinde rezil bir hayat yaşıyorlar. Yaratan, yaşatan, yöneten Allah bize; "Sizi, acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi" diye soruyor. Hangi aklını Kur'an ve Sünnet'le çalıştıran, zekâsı yerinde ve iradesi sağlam şuurlu bir mümin, bu soru karşısında heyecanla ve büyük bir istekle: "Evet, ya Rabbi; bizi, acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber ver, bu alışverişin şartları ne olursa olsun biz, buna razıyız" demez mi Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi çağda yaşarsa yaşasın, bütün muvahhit müminlerin yegâne Rableri Allah'ın bu sorusuna karşılık cevabı bu olmalıdır. Çünkü şuurlu Müslümanlar, kendilerini ve aile halkını, yakacağı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden korumaya çalışırlar. Ve Rableri Allah'a şu dua ile yalvarırlar: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." Rivayet edilir ki Peygamberimiz'in en fazla okuduğu dua, bu duadır. Dünyada güzel olan İslam'dır ve Allah'ın kullarına ihsan ettiği nimetlerdir. Rabbimiz Allah, kendisine gerçekten kul olan katıksız iman sahibi ve salih amel işleyen, Allah yolunda malıyla canıyla cihat eden şuurlu mümin kullarının özelliklerini beyan ederken şöyle buyurur. Furkan 63-66: "Rahmanın has kulları, onlar yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler ve ne zaman kötü niyetli dar kafalı kimseler, kendilerine laf atacak olsa, sadece "Selam" derler geçerler. Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek, O'nun huzurunda ayakta durarak geçirirler. Ve onlar ki, 'Ey Rabbimiz; cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun azabı gerçekten pek korkunç ve süreklidir' derler. Gerçekten de o cehennem, ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır." Dünya hayatında rezillik ve zillet içinde yaşamaktan, ahirette ise çok acı bir azap olan cehennem ateşinden kurtuluşun tek çaresi olarak Allah'ın telkin ettiği yol; "Allah'a ve Resulü'ne iman edersiniz. Allah yolunda, İslam uğrunda mallarınızı, servetlerinizi ve canlarınızı ortaya koyarak cihat edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için pek hayırlıdır." Günümüzde fert ve toplumlar; dünya hayatını ve bu hayatla olan ilişkilerini yanlış kodluyorlar. Bir mümin, dünya hayatını, dünyası için değil, ahiret hayatı için yaşar.
HAYATIN GAYESİ
Allah'tan başka rab, İslam'dan başka din ve düzen, Allah Resulü'nden başka önder tanımayan, yalnızca Rab olarak Allah'ı, din ve düzen olarak İslam'ı ve önder olarak Allah Resulü'nü tanıyıp iman eden her şuurlu müminin kulluk vazifesi; iman ve cihattır. Fert ve toplumların dünya hayatlarının tek gayesi budur. Günümüzde ben Müslümanım diyen fert ve toplumların kafası; hayatı Kur'an'la okumadıkları, Peygamberimiz örnekliğinde yaşamadıkları için karışıktır.
Çünkü günümüz Müslüman'ı, hayatı iman ve cihat olarak görmüyor. Eğer hayat iman ve cihat olarak görülmüş olsa idi, bugün Türkiye'de İslam'ın adil düzeni yerine müşrik ve inkârcı Batı'nın faizci kapitalist düzeni, dünyada da, zulüm ve karanlıklar rejimleri hâkim olmazdı. Fert ve toplumlar; dünyada, zilletten ve esaretten; ahirette ise acı bir azap olan cehennemden iman ve cihat ile kurtulabilirler. Allah, Kur'an'da müminleri şöyle tanımlar. Hucurat 15: "Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Resul'üne iman ettikten sonra, hiçbir şüpheye sapmayıp, imanlarında sarsıntı geçirmeyen ve böylece Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselerdir. İşte iman iddiasında sadık olanlar onlardır." Her Müslüman, nefis muhasebesini bu ve benzeri ayetlerle samimi bir şekilde yaptığında, mutlaka hayatı iman ve cihat olarak okumaktan başka bir yola girmez. İçine küfür, şirk, zulüm, bidat ve hurafe karıştırılmamış, kâmil bir iman; mümin Müslüman bir şahsiyet olmanın olmazsa olmaz şartıdır.

6