Müslüman bir kadın

İslam'da kadın toplumsal hayata katılabilir ama yönetici olamaz mı, yoksa tarihsel bağlamı göz ardı eden bir kısıtlama mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Peygamber dönemindeki Müslüman kadının mescitten savaşlara kadar aktif rol oynadığını, ancak hiçbir zaman komutanlık ve yönetim görevleri almadığını ileri sürmektedir. Bu ayrımı İslam'ın kadın ve erkek için farklı sorumluluklar belirlediğine dayandırır. Peki, bu tarihsel gözlem günümüz toplumsal ihtiyaçlarında da geçerli bir kural mu, yoksa bağlam değiştikçe değerlendirilmesi gereken bir konu mudur?

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Saadet asrında Müslüman kadın, mescide gider, kendisi için emredilen safta veya kadınlar için ayrılan mekânda cemaatle namaz kılar, cuma ve bayram namazlarına gider ve Allah Resulü'nün dilinden Kaf Süresi'ni ezberlerdi. Küsuf namazına katılır, Ramazan'ın son on gününde Mescid-i Nebi'de itikâfa girerdi. Mescitte itikâfta bulunan kocasını ziyaret ederdi. Allah Resulü'nün müezzini tarafından duyurulan çağrıya icabet edip mescitte yapılan genel toplantıya katılırdı. Müslüman kadın, Peygamberimizden, kadınlar için özel eğitim yapılmasını istemiş, O'na giderek özel ve genel konularda soru sormuştur. Müslüman kadın, usulüne uygun olarak kadın veya erkek olsun iyiliği emreder, onları kötülüklerden sakındırırdı. Allah Resulü ile beraber ziyafetlere katılır ve onlara da yemek ikram edilirdi. Düğün yemeğinde erkek misafirlere hizmet eder ve Allah Resulü'ne güzel içecekler ikram ederdi. Savaşlara katılır, su dağıtır, yaralıları tedavi eder, ölü ve yaralıları Medine'ye taşırdı. Saadet asrında Müslüman kadına, fıtratına uygun görev ve sorumluluklar verilmiştir. Ancak Peygamberimiz, hiçbir kadına, seriye ve savaşlarda komutanlık görevi vermemiştir. Savaşa giderken, hiçbir kadını, kendisine vekâlet edecek emir tayin etmemiş, valilik görevi vermemiştir. Kadın ve erkek insanlıkta ve kullukta eşit iki farklı cinstir. Müslüman kadın için yapması vacip, caiz ve haram olan işler vardır. Bu konuda erkeklerle örtüşen alanlar olduğu gibi ayrışan alanlar da vardır. Yöneticilikle ilgili meşhur hadise göre lider ümmetin, erkek ailenin, kadın kocasının evinin yöneticidir. Kadının erkekleşmesi, erkeğin kadınlaşması kınanmıştır. Kadının ita amiri kocası, bekâr ise babasıdır. Kadının, Allah'a kulluk, eşlik ve annelik görevi vacip olan görevlerdir. Kadın, savaşlara genellikle mahremiyle katılmıştır. Peygamberimiz, eşlerinden birisini yanında savaşa götürürdü. Bir kadının yanında mahremi olmadan yolculuk yapması caiz değildir. Peygamberimiz buyuruyor: "Hiçbir erkek mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın. Hiçbir kadın da beraberinde mahremi olmaksızın yolculuk etmesin." (Buhari-Müslim) Müslüman bir kadının, tesettürsüz olarak, mahremi olmayan erkeklerle bir arada bulunması caiz değildir. Müslüman kadın, katıldığı bütün etkinliklere, mahremiyle ve tesettürüyle iştirak edebilir. Peygamberimizi örnek almak, onun uygulamalarına itibar etmektir.

EDEPLER

İslam, kadınlarla erkeklerin bir arada bulunmasına birtakım ahlaki kurallar getirmiştir. Bu kurallar; her durumda korunması gereken ve ortadan kaldırılması mümkün olmayan kurallardır. Müslüman kadın, ihtiyaca ve hayat şartlarına göre kültür ve eğitim, iyilik ve toplumsal hizmet verebilir, bazı siyasi istişarelere katılabilir, kimi zaman da siyasi muhalefette bulunabilir. Kadının toplumsal hayata katılmasının ve bunun gereği olarak erkeklerle görüşmesinin İslami edeplerini, Kur'an ve Sünnet belirlemiştir. Gerek elbise, gerek konuşma gerekse bazı zorluklara sebep olan hareketler konusunda Müslüman kadının, erkeğe oranla bağları daha fazladır. Kadın bunlara, erkeklerle görüşmeyi zorunlu kılan meşru ihtiyaçlarını ve hayati maslahatlarını gerçekleştirmek için tahammül eder. Dikkat edilecek edepler şunlardır.

1- Görüşme ortamının ciddi olması: Kadın ve erkekler arasındaki ciddiyet; faydalı ve meramı anlatacak söz söylemedir. Başka insanların gördüğünde ahlaki olarak yadırgayacağı veya ahlaksız bazı şeylerden şüpheleneceği durumlardan uzak olunmalıdır. 2- Gözü çevirmek: Fitne korkusu yüzünden uzun uzadıya bakmaya engel olmak gerekir. Her iki taraf da, gözlerini harama bakmaktan sakındırmalıdır. 3- Genel olarak tokalaşmaktan kaçınmak: Kadın ve erkeğin tokalaşması bakmaktan daha fazla insanı şehvete götürür. Peygamberimiz, "Ben kadınlarla tokalaşmam" buyurmuştur. 4- Kadın ve erkek arasını ayırma ve karışmaktan kaçınmak: Kadınların yolda karışıklıktan kaçındıkları gibi, kamuya ait yerlerde de karışıklıktan kaçınmaları gerekir. Burada uyulması gereken adap, erkeklerle kadınların arasının ayrılması ve karışıklığın önlenmesidir.