Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Türkiye'de siyasetin gündeminde, yine seçimler var. Herkes, seçim ne zaman yapılacak diye birbirine sorup duruyor. Gerçek şu ki, insan hayatının her gününde seçim yapılıyor. İnsanlar her gün, hak ile batıl arasında seçim yapıyor. Helal ile haram, hayır ile şer, maruf ile münker arasında seçim yapıyor. İnsanlar, yaptıkları bu seçimi niçin ve hangi esasa göre yapıyorlar İslam'a itikat ve düzen olarak teslim olmuş muttakiler, Kur'an rehberliğinde bu seçimi yapıyorlar. Bunun için, inkârdan, şirkten, nifaktan uzak duruyorlar. Hakkı üstün tutuyorlar, nefislerini terbiye ediyorlar, maneviyata tabi olup, hesap gününe inanıyorlar, dünya hayatlarını ahiret hayatları için düzene koyuyorlar. İslam'ı itikat ve düzen olarak kabul etmeyen inkârcılar, müşrikler ve münafıklar ise Kur'an'la değil, hevalarına, nefislerine göre seçimi yapıyorlar. Bunun için, inkâra, şirke, nifaka koşuyorlar. Kuvveti üstün tutuyorlar, nefislerini ilah ediniyorlar, materyalizme, kapitalizme, Siyonizm'e tabi olup, hesap gününü inkâr ediyorlar, dünya hayatlarını ahirette yurtları olacak cehennem için düzene koyuyorlar.
Dikkat ve itibar edilmesi gereken seçim bu değil midir
ŞİRK
İslam yolundan sapanlara bulaşan en büyük hastalık, şirktir. Tevbe 28: "Ey iman edenler, ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan müşrikler ancak bir pisliktirler..." Şirk, bünyeye sonradan giren bir mikroptur, bir arızadır, bir anormalliktir. Şirk, öncelikle kalbin hastalığıdır, müşrikler de ölümcül hastadırlar, onların duyu organları da arızalı ve görev yapamaz durumdadır. Onlar, akıllarını da kullanmayan hayvandan aşağı insan müsveddeleridirler. Araf, 179: "Gerçek şu ki, biz kalpleri olup, gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen cinlerden ve insanlardan pek çok canlıyı cehennem için yaratmışızdır. Bunlar hayvanlar gibi hatta daha aşağıdırlar. İşte bunlar körü körüne dünyaya dalıp gitmiş gafillerdir." Bir küçük kibrit çöpü koca ormanı yakıp mahvettiği gibi, şirk de amelleri mahveder. Bir kanser mikrobunu veya yanan kibrit çöpünü önemsiz, tehlikesiz görüp bunların zararlarına duyarsız kalmak, hiç akılla bağdaşmaz. Şirk; faizci kapitalist nizamı, adil düzenmiş gibi hayata ikame etmektir. Şirkin olduğu yerde, kargaşa, fesat, kavga, anarşi, düzensizlik ve huzursuzluk vardır. Günümüzde fert ve toplumlar, yolunu Kur'an'la bulmadıkları için, çoğunluk olarak şirk içindedirler. Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan insanın, tevhit inancından ve adil düzenden yüz çevirmesi, çevresiyle uyumsuzluğa sebep olduğu gibi, halifelik görevi açısından da bir ihanettir. Hayatlarını din ve dünya diye ayıran, Sezar ve Tanrı diye iki ilah kabul eden, düzenine Kur'an'ı karıştırmak istemeyen, Kur'an tabiriyle dinlerini parçalayan müşriklerin kendileri de parça parça, grup gruptur ve her grup, kendi yanındakiyle övünür durur. Kur'an'ın istediği gibi iman edilmedikçe, kişilerin ve toplumların düzelmesi mümkün olmayacak, ahlaki öğütler delik kaba su doldurma gayreti gibi sonuçsuz kalacaktır. Siyonizm'e kul olmanın zilletinden ve müşrik batının koyduğu Kur'an'a ters kurallara uymaktan doğan çirkinliklerden kurtulmak ve kaliteli insan olmak için, hükümlerin en güzellerini içeren Kur'an'a gönülden teslimiyet ve bağlılıktan başka yol yoktur. Kur'an'la yol yürümeye günümüzde Milli Görüş deniyor. Dünyaya imtihan için gelen insan, tevhit itikadı ve düzeni üzerinde yaşadığı zaman, hem seçim sınavını kazanır hem de dünya hayatını fıtratına uygun adil bir düzen içinde yaşayarak güzelliğini korumuş, iç güzelliğini dışa yansıtmış, yani güzelleşmiş olur.
KUR'AN
Kur'an; insanın hayat programını çizen bir kitap olduğu için, tek ilah olan Allah'a kulluk ve itaat, onun temel mesajıdır. Allah; tek yaratıcı, hâkim, yönetici ve rızık verici olduğundan yalnız O'na ibadet edilmeli, başkası O'na ortak koşulmamalıdır. Bu, Allah'ın kulları üzerindeki en büyük hakkıdır. Allah, kullarının ibadetine muhtaç değildir, ama insan ibadete muhtaçtır. Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir. Kur'an, kendisiyle yol yürüyenler için, sözün en güzelidir. Kur'an'la yol yürüyen Allah'tan ittika eder, faiz, zina, kumar, içki, haksız yere insanların malını yeme haramlarından sakınır, doğru söz söyler, yalandan ve yalana kulak vermekten sakınır. Daima, hayır konuşur, hayatını namazla ikame eder, boş, yararsız, batıl işlerden yüz çevirir. Kur'an'la yol yürüyen bir kimse, insanları Allah'ın yoluna davet eder, fert ve toplumun İslam ile saadet bulması için mücadele eder. "Ben Müslümanlardanım" diyerek tarafını net bir şekilde belli eder. Kur'an; insanlar tartışmak ve münakaşa etmek zorunda kalınca da güzellikten ayrılmamayı emreder. Kur'an; tanışırken, konuşmaya başlarken, selam verirken de güzelliği emreder. Kur'an; kötülükler ve çirkinlikler karşısında da güzellikten ayrılmamayı ister.

8