İslam ve Müslümanlar

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Ben Müslümanlardanım dediği halde, bir Müslüman toplulukla savaşan Kur'an'ın sapık ve lanetlenmiş olarak tanımladığı Hıristiyan ABD'nin, ırkçı Siyonist İsrail'in yanında ve safında yer alanlara yazıklar olsun ki yazıklar olsun. Rabbimiz buyuruyor. Nisa 139: "O münafıklar; müminleri bırakıp, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri candan müttefik, veli edinenler, kâfirleri kendilerine hâkim hale getirerek işlerini, onların ellerine bırakanlar, onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar Bilsinler ki, izzet ve şeref, kudret ve hükümranlık bütünüyle Allah'a aittir." Batılı temsil eden kâfirler, tarihin hiçbir döneminde, zalimin zulmüne karşı koyan, İslam'a, hakka ve haklılığa teslim olmuş topluluklardan başkasına savaş açmamışlardır. ABD ve İsrail'in Gazze'deki Sünni Müslümanlara ve Şii Müslüman İran'a saldırması, Sünni veya Şii olmalarından değil, ABD ve İsrail emperyalizmine karşı duruşlarından, onlarla iş birliği içinde olmayışlarındandır. Tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar, aralarındaki ihtilaf ne olursa olsun Müslümanların Batılılarla yaptığı savaşlarda, Müslümanların aleyhine olarak, Batılıların yanında saf tutup, onlara yardım ve yataklık yapmamışlardır. Ancak günümüzde İslam ülkelerinin yöneticileri, üzülerek ifade edelim ki ABD ve İsrail'in, İslam ve Müslümanlara karşı yürüttüğü savaşta, İslam'ın ve Müslümanların yanında olacaklarına, İsrail ve ABD'nin tarafında yer almışlardır. İslam; zulme, zalime ve inkârcılık ve ırkçılığa karşı savaşmayı emrederken, günümüzde İslam ülkelerinin Müslüman yöneticileri, bu emri görmezlikten gelerek, rahatlıkla ABD ve İsrail'le iş birliği halinde olabilmektedirler. Böylelikle zalime dokunacak ateşe doğru birbirleriyle yarışıyorlar. Biline ki bu çok kötü bir tercih ve gidişattır. Dünya imtihanını kaybetmektir. Hak-batıl savaşında, doğru tarafta yer almayanlar, dünyada zilletten, ahirette cehennem azabından kurtulamazlar.

İSLAM

İslam; akide, ahlak, hukuk, siyaset, toplum ve ekonomik kural ve esasları ile sınırları net bir din ve düzen olarak Kur'an'da ve sünnette en geniş tarifi ile tanımlanmıştır, belirgindir ve açıktır. İslam, bu kadar kesin ve net bir din ve düzen iken, günümüzde neden Müslümanlar, din ve düzen olarak İslam'a teslim olmuyorlar da ABD ve İsrail'in din ve düzeninin peşine takılıyorlar Bunun en büyük sebebi, İslam'ı doğru bir şekilde öğrenmemek ve onun getirdiği hak ve adalet ölçülerine itibar etmemektir. İslam, Allah'ın, Hz. Âdem'den kıyamete kadar bütün insanlığa gönderdiği tek hak dindir. Al-i İmran 19: "Allah katında kabul gören din, yalnız İslam'dır. Daha önce kendilerine kitap verilenler, azgınlıkları yüzünden kendilerine hakikat bilgisi geldikten sonra, bu konuda farklı görüşlere saplandılar. Allah'ın ayetlerini kim inkâr ederse bilsin ki, Allah hesabı çarçabuk görendir." Bu ayette ifade edilen şey, İslam'ın Allah katında kabul gören tek din ve düzen olmasıdır. Allah'ın rızasını gözeten her insanın, İslam'a din ve düzen olarak teslim ve tabi olması bir mecburiyettir. Daha önce indirilen kitaplar da, muhatap kavimlere İslam'ı telkin ve teklif ettiği halde onlar, Allah'ın ayetlerini inkâr ederek Yahudileştiler ve Hıristiyanlaştılar. Ve bunlar, bu tavırlarından dolayı ilahi gazaba ve azaba müstahak oldular. Al-i İmran 85: "Kim İslâm'dan başka yaşayacağı bir din, bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki, Allah huzurunda kendisinden böyle bir din, böyle bir düzen asla kabul görmeyecek, ahirette, ebedi yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır." İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti için tek çare, din ve düzen olarak sadece İslam'dır. Günümüzün ifsat çalışmalarından birisi de "İbrahimî dinler" kavramıyla, Yahudilik ve Hıristiyanlığın da semavi dinlerden olduğu yalanıdır. Bu yalanı uyduranları da Kur'an zalim olarak tanımlar: Saf 7: "İslâm'a davet olunduğu halde, Allah'tan geleni yalan sayarak, peygambere de sihirbaz diyerek, iftira edenden daha zalim kim olabilir Muhakkak ki Allah, yaratılış gayesi dışında yaşayan zalimleri asla doğru yola iletmez." Bütün peygamberler gönderildikleri toplumları İslam'a davet ettiği halde, onları şeytanca yürütülen ifsat çalışmalarının aracı yapmaktan daha büyük sapıklık olmaz. Rabbimiz buyuruyor. Al-i İmran 67: "İbrahim ne bir Yahudi ne de bir Hristiyan'dı. Ancak o dosdoğru çizgide hanif bir Müslümandı. O, müşriklerden de değildi." Bu ayet, "İbrahimî dinler" kavramıyla yürütülen ifsat çalışmalarına en net cevaptır. Kimi Müslüman grupların bu ifsat çalışmalarına yardım ve yataklık etmesi ise tam bir hidayet kararmasıdır.