İman, İslam ve cihat
İman kalpte, İslam davranışta yaşar; peki emanet taşıyan bir toplum, hakkı üstün tutmayı ne zaman seçer?
Yazar, imanın içsel bir tutum, İslam'ın ise dış uygulamalar olduğunu belirtirken, emanet ve adaletin yönetim ilkesi olması gerektiğini savunuyor. Bu iddiayı Kur'an ayetleriyle destekliyor. Ancak hakkı üstün tutma sorumluluğunu kime yüklemeyi amaçlıyor—bireye mi, devlete mi, topluma mı?
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
İman; birini sözünde tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek, güvenmek, güvenilmek anlamlarına gelir. Kavram olarak, Allah Resulü'nün Allah'ın katından getirmiş olduğu haber ve hükümlerin tümünü, kesin olarak tasdik etmek, bunu diliyle ikrar edip tatbik etmeye çalışmaktır. İman, küfrün zıddıdır. İslam; teslim olmak, boyun eğmek, itaat etmek anlamlarına gelir. Terim olarak İslam; Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen, dünyada ve ahirette insanları saadete ulaştıracak itikadi, ahlaki, ilmi, iktisadi, idari ve hukuki bir nizamdır. Adil bir düzendir. İslam; Allah'tandır. Dünya ve ahiret saadetinin tek çaresidir. İslam, Allah'ın rızasıdır ve İslamsız saadet olmaz. İslam; barışa girmek, barış yapmaktır, boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmektir, İslam'ı din ve düzen olarak görüp seçmek, ona girmek, Allah'a teslim olmak, Allah'a bağlanmaktır. İhlaslı ve samimi olmaktır. Hucurat 14: "Bedeviler, kırsalda yaşayanlar; 'İman ettik' dediler. Onlara; 'İman etmediniz. Fakat boyun eğerek İslam toplumuna girdik, diyebilirsiniz' de. Henüz iman kalplerinize, kafalarınıza yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulü'ne itaat ederseniz, Kur'an'ı ve sünneti uygularsanız Allah, amellerinizin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden sizi mükâfatlandırır. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir." Ayetten de açıkça anlaşılacağı üzere iman ve İslam birbirini tamamlayan, lakin birbirinden farklı anlamlara sahip kavramlar olarak kullanılmaktadır.
İslam, dışta ve görünürde; iman, içte ve kalpte olandır. Cihat; kararlı ve şuurlu bir şekilde gayret etmek, zorluklara karşı çaba göstermek, çalışmaktır. Cihat; bütün inşalar, dünya ve ahirette saadet bulsun diye yapılan fikri, ilmi, ahlaki, sosyal, iktisadi, idari ve hukuki çalışmaların tamamıdır. Cihat; İslam'ın din ve düzen olarak bütün insanlığa telkin ve teklif etme işidir. Aynı zamanda cihat; İslam'la insan arasına konulmuş, inkâr, şirk, nifak, materyalizm ve kapitalizm gibi engellerin ortadan kaldırılması için savaşmaktır. Cihadın gayesi ıslah etmektir. Ve cihat, en büyük ibadettir.
EMANET
Emn; güvenmek, korku ve endişeden emin olmak, ruhun sükûnet bulmasıdır. Aynı kökten gelen iman; inanma, Allah'ın gönderdiği inanç ve amel esaslarının doğru olduğundan emin olma, mümin ise iman eden, Allah'a güvenen ve güvenilir bir kimse olmaktır. Emanet; insanın güvenilir olması, kendisine bir şeyin korkusuzca teslim edilebilir olmasıdır. Emanet; maddi olsun manevi olsun, bir şeyi veya bir değeri gönül huzuru ve güvenle başkasına teslim etmek ve aynı gönül huzuru ve eminlikle geri almaktır. Emanet; ayrıca, güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak bırakılan şeydir. Emanet; kişinin bulunduğu yere, imkânlara, yetkilere göre bir anlamda sorumluluktur. Üzerine aldığı görevdir, yapmakla yükümlü olduğu işteki mesuliyetidir. Nisa 58: "Gerçekten Allah size, emanetleri ehil olanlara vermenizi ve her ne zaman insanlar arasında hüküm verecek olursanız, adaletle hükmetmenizi emreder. Evet, Allah size ne güzel öğüt veriyor. Allah mutlaka her şeyi işiten ve her şeyi görendir." Bu ayette hukuk ve ahlakın en geniş kapsamlı iki kavramı olan 'emanet' ve 'adalet' birlikte geçmektedir. Bu ilkeler, insanların günlük davranışlarında söz konusu olduğu gibi, toplumların yönetimi işinde de geçerlidir. Yöneticilik; halkın ihtiyaçlarını görme, haklarını koruma, güvenliklerini sağlama, aralarında adaletle karar verme ve din ve vicdan hürriyetlerini sağlama açısından bir emanettir. Nisa 59: "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resulü'ne itaat edin ve sizden olup kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da itaat edin ve herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve peygambere götürün, eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. Bu sizin için en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir." İman etmenin, emin bir kimse olmanın gereği de itaat etmektir. İnsanın yüklendiği emanet ise unutulmaması gereken bir şeydir. Ahzab 72: "Doğrusu biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalim çok cahildir." Bu ayette ifade edilen emanet, bütün esaslarıyla İslam'dır, yani ilahi teklif ve sorumlulukların tamamıdır.

5