Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Hak üstündür, ona kimse galip gelemez. İnsanın dünya hayatı bir sınanma hayatıdır. İnsanı yaratan, yaşatan, yöneten, onlara nimetler ihsan eden Allah'tır. Allah rahmandır, rahimdir, kullarına sevgi, şefkat ve merhametle yaklaşır. Allah, kullarına doğuştan birtakım haklar vermiştir. Bu haklar, din emniyeti, can güvenliği, akıl emniyeti, nesil emniyeti, mal emniyetidir. İslam, her insanın onurunu, namusunu, özgürlüğünü, dinini, malını, canını, geçimini ve işini garanti altına alır. Hiçbir kimsenin bu hakları insanın elinden almaya hakkı yoktur. İslam, saadet düzenidir. İslam'ın dışındaki bütün din ve düzenler zulüm düzenleridir. Bu düzenler insana birtakım haklar veriyor gibi gözükse de kendi çıkarlarının zedelediğini düşündükleri nice hakları gasbetmektedirler. Kökü Firavunlara dayanan Batı medeniyeti, kurtlar sofrası gibidir. Bu sofrada dişini gösterecek kadar gücü olanlar hak alırken, diğerleri avuçlarını yalarlar. Silahı, sermayeyi, medyayı, bürokrasiyi, locaları, örgütleri ve iktidarı elinde tutan emperyalist Siyonistler ve Haçlı Batı, aralarında uzlaşarak hak etmediklerini, hak diye alırken, bunlardan mahrum olanlar açıkta kalmaktadır. Demokrasilerde de, faşizan ve totaliter rejimlerde olduğu gibi hak verilmemekte, gücü olanlar tarafından alınmaktadır. Demokratik yönetimler, halka gardiyanlarını seçme hakkı verirler, halkı kendi seçtiklerini sandıkları yöneticilerle, kendi kendilerini yönettiklerini zannettirmek için bin bir çeşit hilelerle avuturlar. Zulüm yönüyle temelde beşeri düzenler arasında bir fark yoktur; sadece hakları paylaşan sınıflar, zalim ve sömürücü gruplar değişmektedir. Zalimlerin sıfatları değişse de zulümleri değişmez. Bunun için sosyalizmden de, kapitalizmden de, liberalizmden de hayır gelmez.
Bu düzenlerin hepsi, halka adalet ve refah getirmek için değil, rantiye gruplarının çıkarını korumak için çalışır. Bu düzenlerden kurtulmanın tek yolu, Millî Görüş'e, adil düzene dönmektir. Bu da kendiliğinden olmaz, çaba ve gayretle olur.
HİLE REJİMİ
Güçlülerin insafa gelip mazlum ve Müslüman halka haklarını vermelerini bekleyenler, cehennemde köşk bekleyenlere benzerler. Batı kaynaklı düzenler; "Hukuk devletinin kurumları hakları korur, demokrasi, halkın yönetimidir" gibi söylemlerle halkı yönetime alet ederler. Batı'nın bize demokrasi diye dayattığı şey, bir aldananlar ve aldatanlar rejimidir. Demokrasiler dâhil, bütün beşeri düzenlerde, hâkim olan anlayış hile rejimidir. Bu rejimin kendiliğinden değişmesini belemek, kıyameti beklemek gibidir. Milletin uyanması ve uyandırılması gerekir. Mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez. Mazlumların ayağa kalması; Millî Şuura, Millî Görüş'e dönmesi ve bütün zülüm düzenlerini yıkıp yerine adil düzeni ikame etmesidir. Haklar, savunarak değil, direnerek ve mücadele ederek alınır. İman ve cihatla alınır.
MASALLAR
Bu millet ABD'nin, İsrail'in ve bütün bir Batı'nın ne olduğunu, bölgemizde yaşanan son olaylardan sonra bir kez daha görmüş oldu. Masallar, Avrupa yolunda "az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, şu kadar yıl bir de güz gittik. Geri dönüp baktık ki, bir arpa boyu yol gitmişiz" diye başlar. Kaf dağının ardındaki hazineyi devlerin elinden alıp padişaha getirmek ve onun kızıyla evlenmek için maceralara atılır masal kahramanı. Ama uyutulmak istenenler bilmez ve sorgulamaz, aslında Kaf dağı diye bir dağ olmadığını, devlerin de hazinenin de çocukları uyutmak için oyalayıcı birer sembol görevi üstlendiğini. Tatlı hayaller içinde göz kapakları kapanırken, gökten düşecek üç elmayı kimlerin kaptığını görmeden masalcıya kulak veren çocuk akıllı, ertesi gün bir başka masalla uyumak niyetiyle uykulara dalar. Bin bir gün, bin bir gece sürer bu masal seansları ama nedense bin ikinci günü yoktur masal dünyasının. İşte biz bu masallarla İslam'dan uzaklaştırıldık, aslımızdan koparıldık ve içinden çıkılamaz gibi görünen bir ahlak bunalımının ve ekonomik yıkımın içine itildik. Buradan çıkış yolu elbette var. Ancak kurtuluş yolunu bize gösteren işaret levhalarını görünmez yaptık. Buradan aziz milletimize ve bütün insanlığa sesleniyorum ki, kurtuluşun tek yolu vardır. O da Millî Görüş ve Saadet kadrolarıdır. Bu milletin gerçek hikâyesi, anlatılan masallar değil Millî Görüş'tür.

5