Fücur

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimiz'e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Fücur; İslam örtüsünü çekinmeden yırtmak, günaha dalmak ve haktan batıla sapmaktır. Bu şekilde İslam örtüsünü yırtıp atan, akidesi bozuk kimseye facir denir. Fücur, bir başka deyişle haktan sapmak, adil düzen yolunu yarıp kötülük ve isyan düzenine dönmek, sınır tanımaz ve utanmaz bir şekilde günah işlemektir. Allah, insana iki yol göstermiştir. O, bu yollardan birini seçerek isterse şükreden bir Müslüman, isterse nankörlük eden inkârcı, müşrik ve münafık olur. Facir'in Allah nezdinde sevilmeyen, kınanan bir durumda olduğunu unutmamak gerekir. Kıyamet günü riyakâr adama: "Ey facir, ey gaddar, nefsine gadreden, ey gösterişçi mürai, amelin mahvoldu, mükâfatın kayboldu. Amelini kime gösteriş için yaptıysan, git ondan mükâfatını al!" denir. Facirin mümine, imam ve lider olamayacağı şöyle ifade edilmiştir: "Haberiniz olsun! Bir kadın bir erkeğe imamlık yapamaz. Bir bedevi de muhacire imamlık yapamaz. Facir de mümine imamlık yapamaz. Ancak fasık zor kullanır, mümin de onun kılıcından ve kamçısından korkarsa bu durumda imama uyar." İslam'dan yüz çeviren facir; katı ve kabadır.

TAKVA

Takva; Allah'tan hakkıyla ittika edip sakınmak anlamına geldiği gibi, aynı zamanda İslam elbisesi giyip onunla kendini korumak, tehlikelerden sakınmak demektir. Kur'an, iman edip salih amel işledikten sonra takvaya sarılanları övüyor ve takva elbisesinin en hayırlı elbise olduğu haber veriliyor. Bu hayırlı elbiseye bürünen, kendini her türlü kötülük ve günahtan korur, bu elbise ile kendini sağlama alır. Çünkü takva, Allah'a saygı duyup, emirlerine uymayı, O'nun rızasına uygun olmayan davranış ve amellerden sakınmayı sağlar. Fücur, takvanın zıddı olarak bu perdeyi, bu elbiseyi yırtmak, açmak, üzerindeki koruyucu örtüyü kaldırmak demektir. Bu koruyucu perde veya elbise açıldıktan sonra insan her türlü kötülüğü ve günahı işleyebilecek duruma gelir. Türkçedeki "hayâ perdesinin yırtılması" deyimi bunu güzel bir şekilde karşılamaktadır. Allah, yarattığı nefislere takvayı da fücuru da ilham etmiştir. Yani nefis, her ikisini de işleyecek özellikte yaratılmıştır. Takva ile örtünen, korunan, sakınan nefisler, fücur ile açılır, sakınma duygusu yırtılır, koruyucu elbisesi kaybolur. Şems 1-10: "Ant olsun güneşe ve onun ışığına, Ant olsun, yansıdığı kadarıyla ışığını aksettirdiği, yerini tuttuğu güneşi izlediği zaman aya, Ant olsun, güneşi açtığı zaman gündüze, onu kapladığı zaman geceye, göğe ve onu kurana, yere ve onu yayana, nefse ve onu şekillendirene, sonra ona kötülüğe eğilimini ve takvasını ilham edene. Onu arındıran kurtuluşa ermiştir. Nefsini korumayıp, günahlarla alçaltarak kirleten, fesada uğratan hilekâr kimseler zarar edip hüsrana uğramıştır." Bu ayetlerde nefse yapılan ilham ve onu temizleyenin kavuşacağı felah ve saadet bildirilmektedir. Ayetlerde bildirildiği üzere zıtlaşma önce insanın kendi içinde var. Mühim olan zıtlaşma değil, kendimize ve insanlara bakışımızdır. Adalet ve itidalden ayrılmamamızdır.

Allah Kur'an'da, "Bir kavme olan kin ve nefretiniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin" buyurmaktadır. Fert ve toplum, İslam'ca düşünür ve yaşarsa fücurdan kurtulur ve hayatını cennet için yaşar.

FACİRLERİN ÖZELLİKLERİ

Facir; din ve düzen olarak İslam'ı kabul etmediği, yasakladığı iş ve hareketleri yapan, aşırı isyana dalan, özellikle büyük günahlardan olan faiz yemek, zina etmek, yalan söylemek, adam öldürmek, içki içmek, hırsızlık yapmak gibi fiilleri işleyen, günahta ısrar edendir. Başka öz bir ifadeyle, Allah'ın emir ve yasaklarını çiğneyen kimsedir. Facir ile kâfir arasında anlam benzerliği vardır. Kur'an, iki yerde bu iki kelimeyi birlikte kullanmakta ve aralarındaki yakınlığa işaret etmektedir. Bu özelliği taşıyan facirler, insanları sapıtıp kötülükte sınırı aşarlar. Yeryüzünde fesat çıkaran ve ahireti inkâr eden facirler, müminlerle aynı işleme tabi tutulmayacaklar. Müminlerin yüzü apaydınlık olurken, facirlerin yüzü ise toza bürünmüş, kara olacaktır.