Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Dünya hayatı ile ilgili Rabbimiz Allah'ın hükmü şudur. Hadid 20: "İyi bilin ki bu dünya hayatı ve yaşantısı, sadece bir oyundan, geçici bir eğlence ve bir süs ve aranızda bir övünme ve böbürlenme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu dünyanın durumu, hayat getiren yağmurun hikâyesine benzer. Yağmurun yeşerttiği bitki, toprağı ekenlere sevinç verir, ama sonra kurur ve sen onun sarardığını görürsün. Sonra çerçöp olmuş, dağılıp gitmiştir. Ve ahirette ise Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler için, çetin bir azap, itaat edenler için ise bağışlanma ve hoşnutluk vardır ve dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten ve yararlanmadan ibarettir." Bu ve benzeri ayetler, dünya hayatının, ahiret hayatı için yaşanması gereken bir süreç olduğunu ortaya koyar. Dünya hayatı bir oyun ve eğlence ise biz bu oyun ve eğlence sürecini nasıl geçireceğiz Aklını Kur'an ve Sünnet ile çalıştıran insanlar, bütün oyun ve eğlence aksiyonlarını cennet için gerçekleştirirler. Aklını nefsinin emrine veren sefil insanlar ise bütün aksiyonlarını cehennem için gerçekleştirirler. Dünya hayatı, ulaşılması gereken bir gaye değildir. Dünya hayatı, Allah'ın rızasını veya gazabını kazanma yeridir. Allah'ın rızası İslam; yani adil düzen, gazabı ise batıl; yani kapitalizm ve Siyonizm'dir.
MÜSLÜMAN
Müslüman, Allah'ın rızasını gözeten kimsedir. Bizler, verilen bütün nimetleri, Allah'ın rızasını kazanmak için kullanmak zorundayız. Kullukla, halifelikle, emanetlerle, yeryüzünü imar ve ıslah görevi ile imtihan ediliyoruz. Dünya imtihan merkezinin sahibi Allah'tır. Asıl hayat ahiret hayatıdır. Hayatımız ve ölümümüz ancak bu ahiret hayatı içindir. Dünya hayatımızda, ancak dünya ve ahiret saadetini elde etmek için çalışmalıyız. Bu saadeti nasıl kazanacağız Bu saadeti; yaratan, yaşatan, yöneten, hüküm sahibi olan Allah'ın, Kur'an'da bize bildirdiği emir ve yasaklarına uyarak, muallim, rehber ve lider olarak gönderdiği Peygamberimiz'in sünnetine tabi olarak kazanabiliriz. Seferimiz; İslam'ı din ve düzen olarak yaşamak içindir. Hedefimiz Allah'ın rızasına, takvaya ulaşmaktır. Zaferimiz ise Müslüman olarak ölmeyi başarmak ve cennete girebilmektir. Günümüzde Millî Görüş; bu istikamete ve şuura sahip olmaktır. Bizi istikamet ve şuurdan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı uyanık olmak, onlarla mücadele etmek, istikamet ve takvanın gereğidir. Hakkı üstün tutmalı, nefislerimizi terbiye etmeli, ahireti hedefleyerek yol yürümeliyiz. Sadece Kur'an'a, Sünnete ve salim fıkha itibar etmeliyiz. Zannettiklerimizin değil, indirilmiş İslam'ın Müslüman'ı olabilmek zaferdir.
İSPAT
Müslümanım demek kolay, ispatı zordur. Allah'ın hak ve hududunu zorlayarak Müslümanlık yolunda yürünmez. İslam'ı bir hayat nizamı olarak görüp kabullenen her insan, hâkimiyeti için cihat etmekle mükelleftir. Cihat; Müslümanlık sözünün ispatıdır. Cihat; İslam ile insan arasına konulmuş bütün engelleri ortadan kaldırmak, insanı İslam'la buluşturmak ve hayatın tamamında yaşanan adil bir düzen olması için ümmet halinde yapılan çalışmaların tamamıdır.
Bu çalışmalar nafile ve keyfi olan çalışmalar da değildir. Aksine ben Müslüman'ım, İslam'a bağlıyım, bütün emirlerinden sorumluyum, temel farzlardan birisi olan cihat ibadetini de sıhhatinin ve edasının şartlarını bilip yapmak durumundayım diyenler için bir zorunluluktur. İslam, cihatsız yaşanmaz ve yaşatılamaz. Müslüman, Allah'ın hiçbir emrine itiraz etmeyeceği gibi cihat emrine de itiraz etmemelidir. Bakara 193: "Yeryüzünde zulüm baskı kalmayıncaya, insanlar arasında yaşanan düzen tamamen Allah'ın istediği şekilde; barışa, huzura, esenliğe ulaşıncaya kadar zalimlerle savaşın. Savaşmaktan vazgeçerlerse siz de vazgeçin. Bilin ki düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. İslam'ı inkâr ettiği halde zulme sapmayanlara düşmanlık yoktur. Onlarla barış içinde yaşamanın yolunu arayın." Allah yolunda, hakkını vererek cihat etmek için Müslümanları görevlendiren Allah'tır. Kur'an'ı, emirlerini öğrenip yaşamak için okuyan herkes, bu gerçeği görür ve cihat sorumluluğunu şuurla yerine getirir. Bir Müslüman'ın başarılı olup Allah'ın rahmetine nail olması ancak iman ve cihat iledir. Her Müslüman, şu ilahi uyarıyı mutlaka dikkate almalıdır. Tevbe 24: "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ve kabile, kazanıp biriktirdiğiniz mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size, Allah'tan ve O'nun elçisinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah buyruğunu getirinceye kadar, yani dünya ve ahirette başınıza bir bela gelinceye kadar bekleyin. Şüphesiz ki, Allah kendi emirlerini çiğneyenleri asla doğru yola iletmez." Bu, ciddiye alınması gereken bir ikazdır.

11