Batıl ile savaşmak

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İslam'ın telkin ve teklif ettiği adil düzeni, yeni bir saadet dünyasını hâkim kılmak için evvel emirde batıl ile yani ırkçı emperyalizm, Siyonizm ile savaşmak gerekir. Kur'an'da geçen Cihat, kıtal, harp gibi kavramlar; genelde batılla, inkârcılık, şirk ve nifakla savaşmayı ifade eden kavramlardır. Rabbimiz şöyle buyurur. Bakara 193: "Temel hak ve özgürlüklere yapılan tecavüz, baskı, zulüm, işkence, fitne yok oluncaya; Allah için adil düzen, kamu düzeni, ülkede tamamen yerleşip işler hale gelinceye kadar onlarla savaşın. Eğer akıllarını kullanarak inkârdan, küfürden, işkence ve zulümden vazgeçerlerse, inkârla, isyanla baskıya, aleyhte propagandaya devam eden zalimlerden başkasına düşmanca davranmayın." Kur'an; Müslüman bir toplumun batıla karşı yürüteceği savaşın temel kurallarını anlaşılır bir şekilde önümüze koymuştur. Müminler için önemli olan, batılla yürütülecek olan mücadelenin bu esaslara uygun olarak yürütülmesidir. Bu mücadeleyi yapacak olan topluluğun da ciddi ve disiplinli bir topluluk olması gerekir. Saf 4: "Gerçek şu ki, Allah kendi İslam yolunda saf bağlayıp, birbirine yapışmış, perçinleşmiş bir bina gibi savaşanları sever." Allah, müminlerden tek yürek olarak savaşmalarını istemektedir.

ARINMAK

Fert ve toplum olarak bizi mutluluğa, barışa ve sevgiye götürecek bir tek yol vardır; o da bütün batıl inanışlardan, hurafelerden, vahye ve hikmete dayanmayan düşüncelerden arınmaktır. Eğer insanlara bu yolda ışık tutar ve milletimizi yalnızca gerçeklere inanan bir toplum haline getirebilirsek işte o zaman, bugünün dev sorunlarından kurtulabiliriz. Haliyle bu, materyalist eğitime karşı verilecek hikmetli mücadelelerle ancak gerçekleşebilir. Yoksa insanları her gün cami ya da üniversite kürsülerinden ahlaklı olmaya davet etmekle bu mümkün olamayacaktır. Geçmişten ibret alarak, yeni nesilleri İslam'ca düşünen ve yaşayan şuurlu kimseler olarak yetiştirmeliyiz. İnsanları da hakkı üstün tutmaya, adil, dürüst ve samimi Müslümanlar olmaya çağırmalıyız. İslam'ın güzel ahlakının yaygınlaşması için her birimiz elinden geleni yapmalıdır. Bakınız, günümüzde adalet, kardeşlik, saygı ve sevgi çağrıları, kulakların zarlarını yırtacak kadar yükselmiş bulunmaktadır. Buna rağmen hemen hiçbir olumlu sonuç alınamamakta, hoşgörüsüzlük alabildiğine sürüp gitmektedir. Bunun nedeni çok açıktır; birbirinden ürken, birbirinden korkan, birbirine güvenmeyen insanlar her ihtimale karşı diye bir savunma sistemi üretmişlerdir. Böyle kimselerden oluşan bir toplumda ise insanları karşılıklı sevgi ve saygıya çağırmak hiçbir sonuç vermiyor. Şeffaflık, dürüstlük ve samimilik, hiç kuşkusuz bir dizi erdemden oluşan üstün ahlak esasları üzerinde ancak var bulabilir. Bu ise yalnızca hakka inanmak, vahyin, aklın ve ilmin ışığında yürümeyi tercih etmekle mümkün olabilir. Bu toplumun İslam'la arınmaya ihtiyacı vardır.

DÖNÜŞMEK

Peki, özlediğimiz ahlaklı, erdemli, bilinçli ve haliyle batıl yollardan uzak bir topluma dönüşebilir miyiz Bu soruya doğru bir cevap bulabilmemiz için önce kendimize şu iki soruyu yöneltmeliyiz ve bunlara cevap aramalıyız; 1. Şeffaf, dürüst ve samimi insanlardan oluşan bir toplum içinde yaşamak ve bu suretle adil bir düzenle güçlü bir hayat güvencesine gerçekten kavuşmak istiyor muyuz 2. Batıl inanışlarla, hurafelerle ve efsanelerle karartılmış bir dünyadan çıkarak, vahiyden gücünü alan akıl ve ilim sayesinde yeni bir saadet dünyasına kavuşmak istiyor muyuz Evet, önce bu sorulara gerçekçi cevaplar bulmalıyız. Eğer hurafeler üzerine kurulmuş bir düşünce ve zihniyetin karanlıkları içinde bocalayıp duruyorsak, herhalde buna yakışır bozuk bir ahlak yapımız olur. Böyle bir düşünce ve böyle bir ahlâk yapısıyla insanın açık yürekli, dürüst ve samimi olması da mümkün olmaz. Dönüşmek için İslam'a din ve düzen olarak hakikaten teslim olmak gerekir.