Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah'a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Değişmez geçek şudur ki Allah'ın eşref-i mahlûkat olarak yarattığı insan, bir sınavdan geçiyor.
Mülkün tek sahibi Allah'tır. Ali İmran 26: "De ki: 'Mülkün gerçek sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın. Dilediğini aziz eder, yüceltirsin, dilediğini de zelil eder alçaltırsın. Her türlü hayır ve iyilik, Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye kadirsin." Veren de, verdiğini alan da ancak Allah'tır. Hükümranlık anlamında bütün iktidarlar Allah'ındır. Bakara 107: "Bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır Sizin için Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı vardır."
İktidar; gücü yetme, güçlü olma, bir şeyi yapabilme halidir. İktidar, günümüzde ülke yönetimini elinde bulundurma anlamında kullanılmaktadır. Yönetme, hükmetme, mükâfatlandırma ve cezalandırma, eğitme anlamında iktidar, cemiyet hayatını düzene koymak, barış, huzur ve adaleti sağlamak için, Allah'ın dilediği kullarına verdiği bir imkândır. Bu iktidar ile kul, insanlığın dünya ve ahiret saadetini esas alan Adil Bir Düzeni yürütürse, sınavını kazananlardan olur. Şayet, iktidar sahibi kul, insanlığın dünyasını da ahiretini de karartan bir zulüm ve kölelik düzenini yürütürse, insanları haktan batıla çevirmenin yönetimini yaparsa, o zaman da sınavını kaybedenlerden olur. Bir Müslüman için iktidar, İslam için istenmesi gereken bir güç ve kuvvettir. Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret öncesi şu duayı yapmasını, O'ndan Allah istemiştir. Rabbimiz, Peygamberimize emrediyor: İsra 80 ve 81: "Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere (Medine'ye) dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden (Mekke'den) de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet (iktidar gücü) ver. Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur." Burada Allah, Peygamberimize, hak için iktidar kuvveti ile desteklenmeyi talep etmesini telkin etmiştir ve bu güç kanalıyla Hakk'ın hâkim batılın zail olacağı müjdesini vermiştir. Bütün iktidar sahiplerine Allah, verdiği iktidarı, batıl bir maksat için değil, İslam için vermiştir. İktidar sahipleri bu imkânı İslam için kullanmak mecburiyetindedirler. Bu iktidarı batıl maksatlar için kullananlara Allah gazap eder ve onları ebedi azap ile cezalandıracağını haber verir. Bakara 258: "Allah kendisine mülk (iktidar) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez."
Burada Nemrut, iktidar gücünü kötüye kullanması sebebiyle, kendisini uyarmak ile görevlendirilmiş İbrahim (A.S.) ile mücadele etmiş, bu mücadelede çaresiz kalınca, ateşe atarak O'nu yakmak istemiş ve ancak bu girişiminde başarısız olmuştur. Yine Allah Firavun'a iktidar imkânı vermiş, o da iktidar gücünü batıl gayeler için kullandığı, yoldan çıkıp azgınlaşması sebebiyle Allah, Musa ve Harun'u (A.S.) onu uyarmakla görevlendirmiştir. Firavun, onca ikaz ve uyarılara rağmen, tıpkı Nemrut gibi Musa ve Harun (A.S.) ile mücadele yolunu seçmiştir. Firavun ve ordusu bu mücadeleyi kaybetmişlerdir. Kur'an, iktidarı şer için kullanan zalim lider ve toplumların hazin akıbetini bize haber vermektedir. Asrımızın ABD gibi modern Firavun kılıklı iktidar önder ve toplumları da, İslam ile mücadelelerinden dönmemeleri halinde, sonları yine helak olmak olacaktır. Bizim bunlardan ibret almamız gerekir.
MÜSLÜMAN VE İKTİDAR

8