Harp acıdır. Hayatların sarsılması, insanların evlerinden yurtlarından sökülmesidir. Geri dönülmezi de ölümdür. Eskiler şanslıydı. Harp nihayet kapılarına gelene kadar olan biteni ancak uzaktan haber diye duyarlardı. Şimdi düşmanın kapımızı çalmasına gerek yok. Televizyon, harbi evlerimize, oturma odalarımıza soktu. Bunun ilk tecrübesini ABD'nin Irak'a sebepsiz saldırısında yaşadık. Saldırının sebebi yoktu ama bize Irak'ın kitle imha silahları olduğu ve onunla sağa sola saldıracağı yalanı anlatılıyordu; biz de inanıyorduk. Belki söylenmeyen bir sebebi vardı: Irak'ın petrolü, Musul'un petrolü.
ABD nedense hep barış ve demokrasi peşindedir. Fakat barış ve demokrasi genellikle petrole sahip ülkelerde tehlikeye girer. Irak gibi, Venezüella gibi ve şimdi İran gibi.
EĞLENCELİDİR BİZİM
TELEVİZYONLARIMIZ
Birinci körfez savaşı ve ikincisi… Harp, daha birincide oturma odamıza misafir geldi. ABD (ve müttefikleri) Bağdat'ı bombalarken CNN, şehirde bir otelin terasından, patlayan bombaları, hava saldırısını gösteriyor; siren ve bomba seslerini duyuruyordu. Gece bombardımanının keyfi bir başka oluyor. Havai fişek gösterisi gibi bol ışıklı ve patırtılı. Gündüz o kadar güzel görünmezdi. Sadece duman çıkardı. Hani o patlamaların asker sivil demeden, yetişkin, çocuk, erkek kadın demeden yüzlerce, binlerce hayatı söndürdüğünü bilmeseniz keyifli bir seyir diyebilirsiniz.
Bizim televizyonlar CNN'den de eğlencelidir. O günlerde CNN ve Bağdat şovundan sonra galiba Şırnak'ta teröristler yine bir yerlere saldırmıştı. (Şimdi sayın teröristler mi demek lazım acaba) Bizim bir televizyon kanalımız da derhâl, Diyarbakır'daki bir otelin terasından yayın yapmaya başladı. Şırnak nire, Diyarbakır nire… Olsun. Gece geceydi, mesafe 200-300 kilometre falan olsa da. Ses veya ışık yoktu ama açık havanın, karanlığın ve damın heyecanı vardı.
Müthiştir televizyonlarımız. Bu son harpte de en büyük kanallarımızdan birinin habercisi, İran Hürmüz Boğazı'nı kapatırsa gemilerin Ümit Burnu'ndan dolaşmak zorunda kalacaklarını ve bunun pahalıya mal olacağını söyledi. "Allah Allah!" Ne alaka Derken ertesi sabah diğer büyük kanal aynı yorumu tekrarladı. Belli ki Basra Körfezi'nin girişindeki Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'in girişindeki Mendeb Boğazı'nı, Bab El Mendeb'i karıştırmışlar. Bir ara Süveyş Kanalı'ında bir gemi batmış ve kanal kapanmıştı. O zaman da gemiler Afrika'yı dolaşmak zorunda kalıyordu. Herhâlde bunu hatırladılar. Sonra diğer büyük kanal, diğerinden kopya çekip aynı yorumu yaptı. Serde hocalık var ya açıklayayım: Kopya çeken öğrencileri doğru cevaplardan yakalayamazsınız. Ayşe de Ali de aynı doğru cevabı verebilir. Bu kopya delili değildir. Ama Ayşe'nin yanlış cevabının aynını Ali de yazmışsa o zaman kopya kesinleşir.
İRAN KENDİNİ Mİ BOMBALIYOR
Harbi bizim kaynaklardan, Batı kaynaklarından, Amerikan ve Avrupa kaynaklarından, pek az da İran kaynaklarından izleyebilirsiniz. Nereden takip ettiğinize göre birbirinden pek farklı izlenim alıyorsunuz. ABD'nin Kuveyt'teki bir üssünü, İran İHA'sı vurmuş ve altı ABD askeri ölmüş. Geçen gün Batı kaynaklarında hâkim haber buydu. İkinci veya üçüncü gündü. İran'ın şu intihar İHA'ları, adları Şahid'di galiba, bir Amerikan elçiliğini vurdu. Riyad veya Katar'dı. Televizyonlarımız vurulan elçiliğin bir fotoğrafını bulmuş. Bacamsı bir çıkıntı islenmiş. Belli ki çok heyecanlı bir fotoğraf değildi. Eksiği takdim şekliyle kapatmışlar: "İran CIA'nın kalbini vurdu!".

5