Yazar, demokratik ulus devletlerde makamların hizmet amacıyla sorumlu kişilerin istifa etme kararının, kabile toplumlarında ise makamların bir ödül olarak görülmesi nedeniyle istifanın anlamsız hale gelişini karşılaştırıyor. Bu farkın temelinde millete karşı sorumluluk duygusunun yerini kabile reisine sadakatin alması yatıyor. Peki siyasi makamların işlevini belirleyen unsur gerçekten toplumun sosyal yapısı mı, yoksa yöneticilerin bu yapıyı kullanmayı tercih etmesi mi?
İstifa etmek veya etmemek. İşte bütün mesele bu.
Bilirsiniz Shakespeare'nin kahramanı Hamlet, bunun bildiğimiz şeklini, "Olmak veya olmamak."ı söylerken elindeki kafatasına bakarak konuşur. Kafatası, müteveffa babası Danimarka Kralı'nın dalkavuğu Yorick'indir. Acaba başka ülkelerde yüce makamlardaki insanlar da, ölümü değil de istifa edip etmemeyi tartıp biçerken ne düşünür "İstifa etmek veya etmemek..." derken hangi kafatasına, hangi resme, kime bakar
Zor soru. Ama istifa eylemi tartılırken verilen kararı elinizdeki kafatası belirler. Siz, kendinizi kime karşı sorumlu hissediyorsunuz Bir de istifa edeceğiniz makamın misyonu, maksadı
DEMOKRASİDE MAKAM
HİZMET İÇİNDİR
Demokratik ülkelerde siyasî makamlar millete hizmet içindir. Makamlar demokratik hukuk devletinin kurumlarının denetimi altındadır. Asıl denetçi de halkın kendisidir. Makamdaki kişi kendini halka karşı, hizmet vereceği kişilere karşı sorumlu hisseder. Elinde tuttuğu kafatası, kendi vicdanıdır. Takdir edersiniz ki bu şartlarda, başarısız olduğunu düşünen, hizmetinde kusur bulunduğunu düşünen makam sahibi büyük ihtimalle istifa etmeyi seçer.
Bu hâl, millet devleti- ulus devlet yapısındaki devletlerde geçerlidir. Onlarda toplum millet düzeyine erişmiştir. Ülkede millet kayıtsız şartsız egemendir. Halkın henüz millet düzeyinde olmadığı, kabilelere, cemaatlere mensubiyetin esas olduğu ülkelerde tayin de istifa da daha farklı yürür. Mesela Fukuyama'nın Siyasî Düzen ve Siyasî Çözülme eserinde (2014, Türkçesi: Profil Kitap, 2018) anlattığı Kenya'da... Aşağıdaki paragrafı üç yıl önceki Kenya ve Biz başlıklı yazımdan alıyorum:
MAKAM YEMEK İÇİNDİR
"Kenya bağımsızlığını aldıktan sonra Kikuyu kabilesi hâkim güçtü. Bu kabile İngilizlere karşı meşhur Mau Mau isyanına öncülük etti. Ülkenin kurucu başkanı Jomo Kenyatta da bu kabiledendi. Kenyatta'nın partisi sözde Leninistlik iddiasındadır ama aslında, daha doğuştan bir himaye dağıtım teşkilatıdır. Fukuyama anlatıyor: Devlet Kenya'da hizmet edilecek bir kurum değil, ele geçirilecek bir ödüldü. 1978 yılında Kenyatta'nın yerine seçimle Daniel Arap Moi geçince, âniden Kikuyular yerine Kalenjin kabilesi ve Moi'yi destekleyenler himaye görmeye başladı. İktidarı kaybeden parti, kâğıt üstünde, zenginden alıp yoksula vermeyi hedeflerken yeni iktidar, açıkça halktan alıp yandaşlarına verme yolunu seçti. Bu psikoloji, Michela Wrong'un 'It's Our Turn to Eat ~ Yeme Sırası Bizde' kitabında anlatılıyor. (Harper, 2010) Başlık bile konuyu pek güzel açıklıyor."
Devlet milletin kendine hizmet için kurduğu öz teşkilatı değilse... Devlet, rakip kabilelerin ele geçirmek için birbiriyle mücadele ettiği bir ödülse. Makamlar hizmet etmek için değil, "yeme sırası bizde" diye işgal ediliyorsa; durum, yazının başında, "demokratik ülkelerde" diye anlattığımızdan tamamen farklıdır.
Makam sahipleri açısından demokrasilerle kabile koalisyonları arasındaki ikinci fark makama tayini kimin yaptığıdır. Kabile toplumunda kişiyi o makama getiren millet iradesi değil, kabile reisidir. Dolayısıyla elde tutulan kafatası, sembolik olarak kabile reisininkidir. Veya reisin dalkavuklarından birinin... Yine sembolik olarak.

5