Havlamayan köpek

Basın millî egemenliği tehdit ediyorsa sessiz kalırsa, suçlu köpeğin yakını olduğunu anlamaya hazır mısınız?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, basının bekçi köpek rolü yaparak millî değerleri koruması gerektiğini, ancak Türkiye'de yabancı ülkelerin seçimlere açık müdahalesine sessiz kalındığını ileri sürüyor. Macaristan örneğinde olduğu gibi, basın ve diğer kurumlar sessizlikle suçlu ile yakın ilişki kuruyorsa, bu demokrasinin aşınmasının belgesi değil midir?

Bugün köpeklerden söz etmek istiyorum. Havlayan köpeklerden ve özellikle havlamayan köpeklerden. Şimdi nereden esti diyeceksiniz Epstein evrakından esti. Epstein, 2011 Nisan'ında, her şeyde ortağı Ghislaine Maxwell'e yazdığı e-postada şöyle diyor, "Havlamayan köpeğin Trump olduğunu anlamanı istiyorum. Mağdur, benim evimde onunla saatler geçirdi fakat bir defa bile adı anılmadı." Mağdur diye bahsettiği kullandıkları genç kadınlardan biri, Virginia Giuffre.

"Havlamayan köpek", Sherlock Holmes'in yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle'ın Gümüş Alev (Silver Blaze) isimli dedektif hikâyesinden mülhem. Gümüş Alev'den önce insanlar sadece havlayan köpeklerle ilgilenir, havlamayanlara pek dikkat etmezlermiş galiba. Detektif hikâyelerinde de siyasette de.

Gümüş Alev'deki şu diyalog yazarın dehasına nefis bir örnek:

Gregory (Scotland Yard detektifi): Dikkatimi çekmeyi arzu ettiğiniz başka bir nokta var mı

Sherlock Holmes: Gece boyunca köpeğin tuhaf davranışı.

Gregory: Köpek gece boyunca hiçbir şey yapmadı.

Sherlock Holmes: İşte tuhaf davranış bu.

HAVLAMAYAN KÖPEK

Bahis konusu gecede şampiyon at, Gümüş Alev, ağıldan çıkarılmış, tanınmasın diye boyanmış, kasten sakatlanmış, sonra da başıboş bırakılmıştı. Atın eğiticisi arazide ölü bulunmuştu. Sherlock'un yakaladığı detay şudur: Bu işleri çeviren, köpeğin yakından tanıdığı biri olmalı. Yoksa köpek havlardı! Hikâyenin sonunda her şeyi ölü eğiticinin yaptığı anlaşılır. At onu sakatlayan adamı, eğiticisi de olsa, bir çifte darbesiyle öldürmüş. Detektif hikâyelerinde ölülerin suçlu yapılması alıştığımız bir numara. Agatha Christie'nin meşhur On Küçük Zenci'sinde de katil, hikâyenin ta başında güya ölen hâkimdi.

Gazeteciliğin asıl görevi tenkittir. Kimdi, basının rolünü bekçi köpekliğine benzeten... Kamu menfaati tehdit edildiğinde havlayıp ortalığı ayağa kaldıran bekçi köpeği. Eğer kıymetli varlıklarınız, mesela en başta millî egemenliğiniz tehdit altındaysa ve basın bağırıp çağırıp halkın dikkatini olan bitene çekmiyorsa ne düşünürsünüz Macaristan'ı izliyordunuz değil mi Viktor Orban 2010'dan beri ülkeyi yönetiyor. Daha önce de 1998-2002 arasında iktidardaymış. Toplam 20 yıl. Bazıları onun tipik popülist bir diktatör olduğunu düşünüyordu. Derdim Orban'ın Fidesz'i veya Magyar'ın Tisza'sı değil. Derdim ABD'nin göstere göstere Orban'ı desteklemesi. Trump'ın başkan yardımcısı Vance, sırf bu maksatla Macaristan'a geldi ve Orban'la yan yana kürsüye çıkıp seçim kampanyasında partizanlık yaptı. O konuşurken Trump da telefonla mitinge katıldı. Derdim bu. Bir ülkenin, başka bir ülkenin egemenliğine, seçimine pervasızca müdahalesi.

SUÇLU KÖPEĞİN YAKINIYSA

Hatırlayacaksınız, ABD seçimlerine Rusya, internet üzerinden müdahale ediyor diye Amerika'da kıyamet kopmuştu. Orada bütün bekçi köpekleri görevlerini yaptı. Hiç kimse de "Ne olacak canım, Rusya canı isterse seçimlerimize müdahale eder." demedi. Bu millî egemenliğe yabancı müdahaleydi. Herkes lanetledi. Lanetlemeyenler en fazla, "Bu gerçek değil, bir tahmin; muhtemelen aslı olmayan bir fantezi." demekle yetindi.