Trump, "Önce Amerika" diyor. "Amerika'yı Tekrar Büyük Yap" diyor. Bu sonuncunun, kırmızı üzerine beyaz MAGA yazılı şapkası bile var. MAGA ~ Make America Great Again. Bunlar her ulus devletinin başkanının söyleyeceği, düşüneceği şeyler. Ama böyle çırılçıplak, seçim sloganları ve partizan sloganlar olarak karşımıza çıkınca çarpıyor. Eh, beklenir... Sloganlar zaten çarpıcı olmak için inşa edilir, değil mi Gerçi ikincide, birileri Amerika'yı küçülttü, biz yeniden büyüteceğiz mesajı da var. O ayrıntı.
Şimdi asıl soru şu: Son iki yılda olup biten, bu sloganlara uygun muydu Amerika, İsrail ile kol kola giriştiği İran macerasıyla büyüdü mü,küçüldü mü Bu siyaset Amerika öncelikli miydi
Amerikan dış siyaset, savunma ve diplomasi felsefesinde derin iz bırakan bir akademisyen-bürokratı hatırlatmak isterim. Dünyadaki en etkili uluslararası siyaset bilimcileri arasında ilk ona giren, Harvard kökenli Joseph Nye'ı. Nye, geçen yıl vefat etti ama 2004 tarihli kitabının etkisi hâlâ canlı: Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Araçları.
ZORLA DEĞİL CAZİBEYLE
Nye, ülkelerin, milletlerin gücünü ikiye ayırıyor. Sert güç ve yumuşak güç. Sert olanı bildiğimiz, ekonomisinin gücü, ordusunun gücü, devlet teşkilatının gücü... Bunlardan farklı ve bunların dışında bir de yumuşak güç var. Nye'a göre yumuşak güç, milletin üç kaynağından beslenip yükseliyor: 1) Kültüründen, 2) Siyasi değerlerinden ve 3) Dış siyasetinden.
Doğrudan Nye'dan alıntılayım: "Bir ülke, başka ülkeler onun değerlerini takdir ettiğinde, onun davranışlarını örnek aldığında, onun refah ve açıklık düzeyine ulaşmayı arzu ettiğinde ve bütün bunlardan dolayı onu izlemek istediklerinde, dünya siyasetinde arzu ettiği sonuçları alabilir. Dünya siyasetinde, bu anlayışla bir program hazırlayıp başkalarını cezbetmek önemlidir. Sadece askerî güç veya ekonomik yaptırımlarla tehdit ederek değiştirmeye çalışmak değil. Bu yumuşak güç – başkalarının da sizin istediğiniz sonuçları arzu etmesini sağlamak – insanları zorlayarak değil size katılmalarını sağlayarak çalışır."
Nye, tezini şöyle özetliyor: "Cezbetmek her zaman zorlamaktan daha etkilidir ve demokrasi, insan hakları ve kişilerin önünde açılan fırsatlar derinden cezbedicidir." Nye "seduction" yazmış. Ben bunu "cezbetmek" diye çevirdim ama "iğfal etmek" de bir tercüme seçeneğidir. Kelimede bu anlamın da bulunduğunu aklınızda tutunuz...
AKILLI GÜÇ
Nye, yumuşak güç kavramına hayat verdikten sonra onu tek başına bırakmadı. Şu sentezi de dillendirdi: Yumuşak güç ve sert güç. Bunları birbirinin alternatifi olarak düşünmeyin. Bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır. Akıllı siyaset bunların ikisini bir arada kullanır. Bu sonuncunun ismini koymuş. Sayarsak; Sert Güç, Yumuşak Güç ve sentezi: Akıllı Güç.
Nye'ın kafasındaki ideal uluslararası siyaseti anlamak için başka bir kitabına bakabiliriz. Yumuşak Güç'ten iki yıl önce, 2002'de yazdığı eserin uzun ismi şöyle: Amerikan Gücünün Paradoksu: Dünyanın Tek Süper Gücü Niçin Tek Başına Yapamaz (The Paradox of American Power: Why the World's Only Superpower Can't Go It Alone). Nye, ABD'nin bugün elindeki kültür, ekonomi ve askerî güç tarihte pek az millete nasip olmuştur, diyor. Fakat aynı zamanda tarihte pek az millet de bugünün Amerika'sı kadar dünyanın diğer ülkelerine muhtaç olmuştur. Bu yüzden ABD, ayrıcalıklı konumunu koruyabilmek için yumuşak gücünü de en üst düzeye çıkarmak zorundadır. Bu hem en etkili hem de en ekonomik yoldur.

13