Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası. Her şey değişirken savaşlar da değişir. İçinde yaşadığımız şu günlerde daha doğrusu epey zamandır, gelişen teknoloji sayesinde savaşma yöntemlerinin de akıl almaz bir biçimde değiştiğini görüyoruz. Ve şimdilik bize uçan füzelerin gövde gösterisini gösteriyorlar ve yapay zekânın da yardımıyla neye inanıp inanmayacağımız konusunda şaşırtıyorlar. Altı gün neredeyse güvendiğim insanların savaş yorumlarını okudum. Ve sonunda karar verdim ki hep birlikte üçüncü dünya savaşının başlarındayız. Aslında bu savaş in ile ABD arasında. Neden mi Açıklayacağım; dünyanın en güçlü devleti olmakla övünen ABD, gücüne ciddi bir rakip olan in'den epey bir zamandır hiç hoşlanmıyor. ünkü in büyük adımlarla giderek dünya dış ticaretinde ABD'nin yoluna taş koyuyor, yurttaşlarının gelir düzeylerini gün gün artırıyor. Dünyada üretilen malların yüzde 25'i in malı. Ve bir de in, deniz yolları dışında Avrupa devletleriyle anlaşarak in'den Avrupa'ya ulaşan yeni bir ticaret yolunun tasarım aşamasında. Böylece deniz yoluyla ticarette at koşturan tıpkı Deli Dumrul gibi sahip olduğu boğazlardan geçen her gemiden haraç alan ABD, önemli kazanç kaynaklarından birini yitirecek.

En önemlisi, ABD dünyanın borçlu ülkesi. En büyük gelir kaynağı yeni moda ya da eski moda silah yapıp satmak. Biliyorsunuz ünlü yazar Anton ehov'un bir sözü vardır: "Sahnede silah varsa mutlaka patlar." Silah sanayisi sürekli savaş çıkarmak zorunda, tanesi milyonları bulan füzeler gökyüzünde fıldır fıldır uçmalı ki yeni silah antlaşmaları yapılsın. Aslında dünyada silah sanayisine akıtılan paralar aç bir çocuğu yemek için arkasında dolaşan akbabalardan korur. Bütün dünya kadınlarını Taliban'dan, IŞİD'den, mollalardan korur.

Bu arada CIA ve MOSSAD'ın nasıl birlikte çalıştıklarını İran'da, Afganistan'da, Suudi Arabistan'da neler yaptıklarını gösteren epey gerçekçi bir dizi izliyorum. Adı HOMELAND, gerçekten gözümü açtı. Şimdi bu Trump'ı dünyanın başına bela eden Amerikan halkıdır diyeceksiniz. Acaba öyle mi Ne yazık ki silah, ilaç ve teknoloji şirketleri hakkında binlerce kez yalan söyleyen Trump'ı özellikle ikinci kez başkan yaptılar. Amerikan demokrasisi göz boyamak için kullanılan bir aparattan başka bir şey değildir.

Dostlarım ne yazık ki bizde olduğu gibi in'de de petrol yok. Birden bütün motorlar durdu. ünkü in petrolünün yüzde 55'i Venezuela'dan alıyordu. Ansızın yapılan bir ABD baskınıyla Venezuela devlet başkanı ve karısı keklik gibi avlanıp Amerika'ya getirildi ve in'e giden petrol kesildi. Gene in, İran petrolünün de müşterisiydi. Ne oldu, bu petrol kanalı da kesildi. Rusya, ABD ile Ukrayna'yla ilgili yaptığı anlaşmalar gereği çok az petrol göndermeye başladı. Bir başka petrol ülkesi Suudi Arabistan'da şu anda petrol rafinerileri yıkılmış durumda. Bence ABD kendi bombaladı. Dostlarım, ne Amerika'nın ne de İsrail'in "İran mollalarla idare edilmesin" diye kara kara düşündüğü var. Şu alıştırma günlerinde biraz gösteri yapıyorlar. Ayrıca Afganistan'la Pakistan savaşıyor. Hepsi aynı anda oluyor. Kısaca dünya savaşıyor, yeni bir dünya harikasına hazır olun.

Şimdi içinizi rahatlatayım: İran, petrolünü ve altınını alan Türkiye'ye bomba filan atmaz, ayrıca NATO'muz var. Ayrıca emperyalist ülkeler bizi savaşa filan sokmaz çünkü biz zaten işgal edilmiş bir ülkeyiz. Sağ olsun vatanı ve yurttaşlarını korumayı düşündüğü için AKP bütün madenlerimizi sattı. Fabrikalarımızı sattı. Tütünümüzü sattı, ata tohumunu yasakladı, İsrail'den her yıl yenisi alınan GDO'lu tohumlarla besleniyoruz, limanlarımız, havaalanlarımız satıldı. Kâğıt bile üretemiyoruz. Bizim gibi aşırı tüketici bir ülkeden cümle âlem memnundur. Ama petrol zamlandıkça gıda enflasyonu tavan yapacak. Biraz aç kalırız. Alışkınız zaten. Ayrıca macera aramamıza gerek yok, "Kâbe'de hacılar 'HU' der Allah" diyerek serpme kahvaltımıza devam ederiz.