Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar. Kuruyemişçilerde 15 liralık ayçiçeği çekirdeği alanlar kredi kartı kullanmak zorunda kalıyorlar. Duydum ki binlerce kredi kartı borcu ödenmemiş. Bankalar uğraşmaktan bıkmışlar ve bu ödenmemiş kredi kartlarını çok cüzi bir miktara toplama işini yapan şirketlere satıyorlarmış, şirketler de kendi usulleriyle bu paraları topluyorlarmış. Ben gözlerimle gördüm. Noterdeyim, asık suratlı üç delikanlı orta yaşlı bir adamı getirdiler, hemen noterin odasına soktular. Bir süre sonra da çıktılar. Meraklıyım ya, gözüme kestirdiğim bir kadın çalışana sordum, meğer adam epeyce yüksek bir kredi kartı borcunu ödememiş, alacak toplayan şirketin elemanları da onu yakalayıp getirmişler ve arabasına yasal olarak el konmuş.

Durum vahim, tamam 6 milyon insanımız açlık sınırının altında, on milyona yakın insanımız da zor geçiniyor, bu yazımda kendilerini asla işçi sınıfından saymayan beyaz yakalılara ve az buçuk parası olanlara birkaç öneride bulunacağım.

ünkü epey zamandır bizi ele geçiren alışkanlıklarımız alıp başını gidiyor. ünkü bu alışkanlıklar dünyayı sadece tüketim amacıyla yaşayan insan sürüleri yapmak için çalışan kapitalist dünyanın türlü çeşitli oyunlarıyla kuruluyor. Oyun çok, o zaman biz de bu oyunun piyonu olmamaya çalışmalıyız. Bunun için de bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor.

Örneğin alışveriş merkezlerinde yazın serin kışın sıcak olduğu için çoluk çocuk dolaşmaya alıştık, şimdi yeniden kırlara, serin deniz kıyılarına dönme ve ata sporu mangal yapma zamanıdır.

Mangalda et olmamasına alıştık, öyleyse köfte yapalım, köftelik et de mi yok, patatesten, mercimekten köfte yapalım ama mangalımız yansın, közde patlıcan, biber neye yetmez, sonra salıncak kuralım, top oynayalım, babalar bir yerde ufak ufak demlensin, kadınlar kendi aralarında dedikodu etsinler, "Hayriye'nin kızı ikinci kocayı da boşuyormuş"...

Aklıma gelenleri sıralıyorum, öylesine kuşatılmışız ki en tehlikeli, insanları yeni alışkanlıklarına sürükleyen moda ve kozmetik sanayisi öyle bir algı yaratıyor ki 20 yaşındaki genç kızlar dizilerde gördükleri burunları yapılmış, dudakları ördek dudağı, yanakları şişirilmiş kadınlara kızlara bakarak üç kuruş paralarını onlar gibi olma uğruna harcıyorlar. Ne oluyor Herkes birbirine benziyor. Neyse dizi sektörü de bu şişirme yüzlerden bıkmaya başlamış. Kazanan kim

Marketlerde özellikle de yeni doğmuşlar için o kadar çok meyve suyu, kemik suyu ve tuhaf mamalar var ki şaşırmamak elde değil, arkadaş çocuğuna iki portakal sıkmak o kadar zor mu Ya da kemik alıp et suyu yapmak Ya tüm reyonları istila eden atıştırmalıklar, kim bilir içlerinde neler var. ocuklarda özellikle alerji sıradan bir hastalık olmuş. Mide hastalıkları tavan yapmış, ne oldu da bu kadar rahata alıştınız Artık gerçek şeker de hayal oldu, unutmayın glikozla besleniyoruz.