Yazar, Erdoğan'ın danışman kadrosunun halktan kopuk olduğunu, lüks yaşamları nedeniyle yanlış politikalar sunduğunu iddia ediyor. Halkın artık korku yerine açık tepki gösterdiğini, maden yasası, asker ölümü, tarihi mirası tarikatlara hibe çekme gibi sorunlarda isyan ettiğini gözlemliyor. Ancak minibüs hikâyeleri ve kahve sohbetleriyle anlatılan bu seslenişin gerçek sorunları çözmek mi yoksa yalnızca kızgınlığı ifade etmek mi amaçlandığı muallak değil mi?
Sevgili okurlarım, yazıma başladığımda fıkra gibi bir hikâye aklıma düşüverdi. Efendim devletin birinde bir padişah varmış, gözü doymayan bir padişahmış ve vezirine üç günde bir vergileri artırmasını söylüyormuş. Vezir de söyleneni anında yapıyormuş ve padişah soruyormuş$ "Sevgili halkım ne yaptı İtiraz eden var mı" Vezir de her defasında "Paşa paşa ödüyorlar" diyormuş. Bir gün gene vergi artışı yapılmış o da ne vezir gördüklerine şaşırmış, koşarak padişahın yanına varmış: "Padişahım padişahım millet sokakta gülüp oynuyor." Padişah, "Tamam" demiş, "Vergileri artık artırma"!
Fıkra aklıma gelince ne yapayım yüreğim el vermedi. Ben de Erdoğan'ı kuşatmış danışmanlar kadrosuna bir iyilik yapıp onlara ülke nüfusunun en az 60'ının içinde bulundukları durumu anlatmak ihtiyacı duydum.
Şöyle: Tam bilmiyoruz ama Saray'da binin üstünde bir danışman ordusu varmış, yakışır ancak bu danışmanların akşamları Saray'dan çıkıp lüks evlerine, sabahleyin de gene lüks evlerinden çıkıp Saray'a gittiklerinden ve altlarında son model şoförlü Mersedesler olduğundan halkla hiçbir münasebetleri yok. Zinhar bakkala gidip sigara bile almıyorlar, ekmek elden su gölden. Böyle olunca da bu danışmanlar can sıkıntısından, sürekli yanlış ve gerçekçi olmayan bilgiler üretiyorlar ve bunları Saray başına sunuyorlar. Şimdi onlara bu ülkede minibüsle seyahat eden, bakkaldan kendi sigarasını alan ve pazarları en ucuz ne var diye dolaşan bir Türkiyeli yurttaş olarak sesleniyorum. Bu iyiliğimi unutmayın!
Arkadaşlar, sevinçle söylemeliyim ki en azından ülkemizde insanları üç maymuna çeviren korku var ya işte o aşılmış durumda. Artık kimse korkmuyor, millet çat diye lafını söylüyor. Örneğin ülkemizde plansız yapılan, rantsal dönüşüm sonunda patladı. Artık trafolar mevcut durumu kaldırmıyor ve bunların yenilenmesi gerekiyor. Yenileniyor da peki kimin parasıyla, bu sorunun yanıtını trafoyu bağlayan bir işçi şöyle verdi: "Müteahhitler parayı cukka yapıyorlar, biz de senin benim paramla trafoları yeniliyoruz." İşçinin yanıtı civardaki herkes tarafından alkışlandı. Hani eskiden biri beni ihbar eder, içeri girerim korkusu var ya, artık yok pek. ok şey bildiğini sanan danışmanlar, başınızı önünüze koyup bir düşünmeye başlayın! Hele bir de milleti laik. Müslüman diye ayrıştırma çabanız var ki insanın aklına acaba iç savaş çıkarmak mı istiyorsunuz gibi korkunç sorular geliyor.
Minibüsteyim, bir kadın, boyası gelmiş sarı saçlarını attıra attıra cep telefonuyla konuşuyor. Sanki evinin salonunda, konuşuyor da konuşuyor, arabasının iki tekerleği birden patlamış, ne yapsam Öyle çok konuşuyor ki benim yanımda oturan 40'larında bir adam, "Yeter be!" diye kadına doğru bağırıyor: "Millet acından ölüyor, biz senin kıytırık iki tekerleğini dinliyoruz kes artık!" Kadın şaşırıyor, benim yanımdaki genç kız, yüksek sesle "Üç arkadaşım bugün işten atıldı, şimdi ben bu kadına ne yapsam" diye soruyor. Herkesin bakışında bir ayıplama, kadın çaresiz minibüsten iniyor.
Kahvedeyim, orta yaşlı bir adam arkadaşına telefon ediyor: "Ben Kudüs'ü kurtarıyorum, sen ne yapıyorsun" Sonra bir kahkaha, "Ülkeyi batırdılar oyuncaktan Kudüs'ü kurtaracaklar, yuttuk canım yuttuk!" Bir başka kahve müdavimi atılıyor: "Arkadaş, çok konuşma, internete telefona zam geldi." Bir başkası söze giriyor. "Ödeyin lan!" Kahvede beni asıl şaşırtan yeni bir bahis oyunu, millet önlerinde harita "Yarın hangi belediyeyi basacak" diye bahis oynuyorlar. Bir başka köşede de bir başka grup, gene önlerinde bir harita, harita silme kırmızı işaretli, kırmızı işaretli yerler maden izni verilen bölgeleri gösteriyor ve toplananlar, "Bize sıra geldiğinde, zeytinliklerimiz, fındığımız, evlerimiz jandarma tarafından basıldığında biz ne yapacağız" diye derin bir tartışmaya dalmışlar. Kısaca maden yasası geçerken durumu tüm uyarılara rağmen kavrayamayanlar, sıra onlara gelince işin nereye varacağını anında anlamışlar. Danışmanlar ordusu bu iyiliğimi unutmayın! İçinizden birisi de millete akıl veriyor: "Eti gramla sebzeyi de sayarak alın!" Tamam canım emriniz olur.

4