Asrın belaheti
Amerikan emperyalizminin mazeret araması ve bu çıkışları meşrulaştıran yerli sözcüleri dünyasında, acı gerçek ne olabilir?
Yazı, Amerikan emperyalizminin müdahalelerini meşrulaştırmak için çeşitli bahaneler üretildiğini ve farklı toplumsal gruplardan gönüllü sözcülerin bu anlatıya destek verdiğini öne sürer. Bu eleştiriyi dile getirmesi, çift standart ve seçici adaletin nasıl işlediğini göstermek için gerekli bulur. Ancak, Batı dış politikasını yalnızca kötü niyetle açıklamak, karşı tarafların stratejik çıkarlarını ve yerel dinamikleri göz ardı etmek ne kadar eleştirel bir bakış açısı sunabilir?
Baştan belirtmek gerekir ki Amerikan emperyalizminin bir ülke halkını (herhangi bir toplumu) bombalamak için mazerete ihtiyacı yoktur. Bunu fütursuzca yapar; çünkü yapabiliyordur. Önünde bir engel bulunmaz. Kimi zaman kişisel tahallutu örtbas etmek için, kimi zaman kaynak sömürmek için, kimi zaman silah denemek için sağa sola saldırmakta beis görmez. Zaten ondan sadır olacak kötülüğü bir sorgulayan da yoktur. Aksine makul karşılayan, vicdan sorgusuna kalkışmayıp haklı çıkarmaya çalışan, kendince mazeretler uyduran yığınlar, kitleler, gruplar bulunur. Afganistan için ikiz kuleye, Irak için demokrasi eksiltisine, Suriye için eski bir teröristin birden mücahit kesiliveren meşruiyetine hep bu gönüllü sözcüler mazeret bulur. Başarı onların başarısı, ortaklık onların ortaklığı, dostluk onların dostluğudur.
Bu topraklarda Amerika'nın sesi şayet bomba olarak yankılanmazsa reel politik, stratejik ortaklık, Ortadoğu ya da Yakınbatı projesi diye kayda geçer. Tevile başvurmaksızın gönüllü dâiler sözü alır; etnisiteden girip ulusal kaygılardan dolanıp, mezhepten çıkar... Arada Gazze söz konusu olursa HAMAS'ın ortada hiç sorun yokken ansızın terör çıkarıp gül gibi huzuru bozuşu, Mısır için İhvan'ın adımlarını doğru atmayıp sert kayaya toslayışı, Suud'un sahiplerine yaranma telaşı, İran'ın her halükârda yanlış yapışı gibi teşrihe ihtiyaç duyulur!
Doksanlarda "Müslümanın çeşitleri; dervişleri, entelleri..." diye söylenen terkibin şimdilerde karşılığı herhalde Amerikancılık çeşitlemeleriyle boy gösterir. Yani Amerikancılık tek şekilde temayüz etmez; bin türlü sureti bulunur. Emperyalistler Irak'a saldırdığında Saddam zulmünden söz edenler ayrı, tezkere uğruna işbaşına getirilip çeyrek asırdır şamar oğlanı gibi kullanılanlar ayrıdır. Her halükârda Irak'a ırak düşmek, kaderine terk etmek, hatta oralara özgürlük getirecek olanlara çanak tutmak iktiza eder! Bosna Savaşı'nda insanların inanış biçimleri bile tartışılır, İslam ülkeleri diye anılan memleketler yahut onun kral sever insanları, sümsüklüğünü Batı'nın vahşi tabiatına çemkirerek kapatır. Gazze direnişine yandan bakıp Filistin topraklarının yegâne askeri gücü HAMAS'ı terörist kabul edeninden Abbas'lı tiyatrolara, abluka dolayısıyla yardım eriştirmenin imkânsızlığından dem vurup, bir taraftan hiç kesintiye uğramayan ticaretle Yahudi'ye yönelik her tür yardıma; lojistik, güvenlik, istihbarat paylaşımı, iş birliği anlaşmaları, enerji nakli, yaşam hakkı, ortak tatbikat, modenizasyon ihalesi ve benzeri bin türlü melanete kadar hepsinin karması bir güruh bulunur. Bir başka astigmat sorunu; "Araplar bizi arkadan vurdu" grubunun yadsınamaz yoğunluğudur. Afganistan'da zamanın mücahitleri için uyuşturucu kaçakçılığı hikâyeleri uydurulur. Arap Baharı ve Nevruz İklimi Severler Derneği faaliyetleri bir başka bakıp göremeyiş sorunudur ki nihayet Suriye'yi fethettiğini zannedecek kadar ebleh, daha önce Şam'da cuma namazı kılınamadığını, yasak olduğunu varsayacak kadar tuhaf bir grup Sednaya, kardeşim Esad, özgür Suriye çapulcusu, eğit donat sal gitsin derken kayıtsız şartsız Amerikan kuklası bir şarlatana anahtar teslim etmeye kadar gelir. Suud-BAE ittifakına karşı Yemen'in ne gibi bir şansı olabilir! Hem onların mezhebi... Sudan parça parça, Libya bitimsiz bir kaosla güzeldir! Artık ilginç bile olmayan Amerikan algısı geçmişten bugüne hep böyle renkli, çeşitli, hadsiz ve gaddar müstemleke ruhsuzlar yetiştirir. Daha doğrusu, farklı farklı gruplardan böyle varlıklar yetiştirmek için gayret ya da servet sarf etmez; kendisinden bağımsız olarak mebzul miktarda gönüllüler, teslimiyetçiler, sözcüler, ayakçılar, diplomatlar türer.

16