Göz bebeğimiz çocukların SGK zırhı ve emeklilikte kademe

"Ağaç yaşken eğilir" der atalarımız. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızı hayata hazırlarken, onların istikbalini sosyal güvenlik şemsiyesi altına almak da bu olgunlaşma sürecinin en mühim safhalarındandır.

Çalışma hayatının çetin şartlarında çocukların bedenî, zihnî ve ahlaki gelişimlerini korumak, onlara ket vurmamak çalışma sistemimizin asli kriterleridir.

İş ve sosyal güvenlik mevzuatımız, çocukların eğitimini aksatmayacak hafif işlerde çalıştırılmasına cevaz verir. Şayet bir çocuk hizmet akdine istinaden fiilen ter dökerse, yaşına bakılmaksızın SSK (4/1-a) kapsamında sigortalı yapılması kanuni bir mecburiyettir. Hakikat şudur ki; emek dökülen yerde hakkın zayi olmaması esastır. Bu bağlamda genel olarak çocukların sigortalılığı ile en çok merak edilen çocuk yaşta çalışmaya başlayanların emeklilikte kademe kapsamında olup olmayacaklarını bu yazımızda irdeleyeceğiz...

18 YAŞ ALTI ÇALIŞMALAR GÖNÜLLERE SU SERPİYOR MU

Son dönemde hak arayanların dilinden düşmeyen "Emeklilikte Kademe Bekleyeneler" hususu, çocuk yaşta işe girişi olan vatandaşlarımızın zihnini bir hayli meşgul etmektedir. Kademe kapsamında yer almak için 09.09.1999-30.04.2008 döneminde sigorta girişinin ve primlerinin bulunması elzem. Bu noktada kanunun çizdiği hudutları iyi bilmek, beyhude beklentilerin önüne geçer.

SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) nazarında kural nettir: Emeklilik (malullük, yaşlılık ve ölüm) sigortalarının tatbikinde, 18 yaşından evvel tescili olanların sigortalılık süreleri, ancak 18 yaşını ikmal ettikleri (doldurdukları) tarihte başlamış addedilir.

Buraya dikkat: 18 yaşından evvel ödenen uzun vadeli sigorta primleri asla buharlaşmaz. Bu primler, emeklilik hesabında doğrudan prim ödeme gün sayısına dâhil edilerek çalışanın hanesine artı değer olarak yazılır.

Kademe bekleyenlerde EYT'lilerde olduğu gibi "sigortalılık süresi" şartı bulunmadığından kanaatimce 18 yaşından önceki geçerli olan sigortalılık süreleri de yasal olarak kademelendirme yapılması hâlinde esas alınacaktır.

RÜŞTÜNÜ İSPAT EDENİN HAKKI MAHFUZDUR: KAZA-İ RÜŞT

Bağ-Kur (4/1-b) ve Emekli Sandığı (4/1-c) cephesinde ise mesele daha farklı bir hukuki boyut kazanmaktadır. Bir meslek veya sanat okulunu bitirip hayata erken atılan mahir gençlerimiz için kanun bir kapı aralamıştır.

Türk Medenî Kanunu hükümlerine istinaden, mahkeme marifetiyle ergen kılınan (kaza-i rüşt kararı alan) ve kendi tahsiliyle ilgili bir işte bilfiil istihdam edilenler için 18 yaş şartı aranmaz.

Mahkeme kararının sadır olduğu tarihten itibaren sigortalılık süresi resmen başlar.Bu usulle işe başlayanlar, tıpkı yetişkinler gibi muamele görür.Erken yaşta elde edilen bu hak, işe giriş tarihine göre Emeklilikte Kademe hususunda ciddi bir avantaj sağlar.

KRONOLOJİK KİLOMETRE TAŞLARI: 1 NİSAN 1981 VİRAJI

Sosyal güvenlik hukukunda geçmişe doğru yürüyen kurallar, bazen ezber bozar. 18 yaş uygulaması, malullük ve ölüm aylığı taleplerinde esnetilmiştir. Yani zamansız bir dertle iş kazası-meslek hastalığı geçiren veya vefat eden genç sigortalının geride kalanları için daha esnek uygulamalar olabilmektedir.

Daha da mühimi, maziye uzanan köklü bir istisnadır. 1 Nisan 1981 tarihinden evvel tescili yapılmış olan kadim sigortalılar için 18 yaş barajı tamamen hükümsüzdür. Yani bu tarih öncesinde sigortalılık başlangıcı varsa sigortalılık başlangıcı da aynı tarihte başlar. 01 Nisan 1981 tarihinden sonra sigorta girişi olanların ise böyle bir ayrıcalığı bulunmamaktadır. Ancak 18 yaşını doldurmaları hâlinde sigortalılık süreleri başlamaktadır. Eski SSK/506 sayılı Kanun dönemine tabi olanların emeklilik şartları (yaş, gün, süre) ilk işe giriş tarihine göre tespit edilirken, nihai tahsis (aylık bağlama) talebinde 18 yaş sınırının dolup dolmadığı süzgeçten geçirilir.