Senelerdir yüksek enflasyonun ağır gölgesi altında hayata tutunmaya çalışan 20 milyonu aşkın emekli ve memurumuz için yine o kritik dönemeçteyiz. Kanuni bir zorunluluk gereği, her altı ayda bir maaşların güncellenmesi gerekiyor. TÜİK'in, haziran ayı verilerini açıklamasıyla birlikte, 2026 yılının ilk yarısına ait kümülatif (birikimli) enflasyon tablosu da nihayet netleşti.
Ancak bugün Ankara kulislerinde ve sokaktaki vatandaşın dilinde asıl merak edilen, sadece matematiksel oranlar değil. Milyonlarca insan şu hayati soruların cevabını arıyor:
"En düşük emekli maaşı" uygulamasının akıbeti ne olacakResmî enflasyonun bile altında kalan memur emeklilerine bir dengeleme (eşitleme) yapılacak mı2023'ten beri beklenen seyyanen zam vaadi nihayet ifa edilecek miYıllarca yüksek prim ödeyip gece gündüz çalışanların refah payı hakkı teslim edilecek miEski bir darbımeselde denildiği gibi; "Aşure yemeye giden, kaşığını cebinde taşır." Emeklinin ve memurun beklentisi nettir: Hak mücadelesinde eksiksiz ve adil bir netice almak. Aksi takdirde, sadece TÜİK'in açıkladığı rakamlar ve memur emeklisini resmî enflasyonun bile gerisine iten toplu sözleşme hükümleri, cüzdanlardaki yangını söndürmeye kâfi (yeterli) gelmeyecektir.
6 AYLIK ENFLASYONUN SEYİR DEFTERİ
TÜİK'in ilan ettiği resmî veriler, Ocak-Haziran 2026 dönemini kapsayan kümülatif artış rotasını çizdi. Ay ay şekillenen resmi enflasyon tablosu şu şekildedir:
Cüzdanlardaki yangın: Memur ve emeklinin yaşam mücadelesiTabloda açıkça müşahede edildiği (görüldüğü) üzere; ilk 5 ayın birikimli toplamı olan %16,60'lık artışa, haziran ayının %0,99'luk verisi eklenmiştir. Böylece 6 aylık toplam kümülatif enflasyon %17,76 seviyesine ulaşmıştır. Bu oran, temmuz ayında her SSK ve Bağ-Kur emeklisinin yasal hakkı olarak doğrudan cebine koyacağı net güncellemedir.
TOPLU SÖZLEŞME MASASINDA BÜYÜK ADALETSİZLİK
Ne var ki, memurlar ve memur emeklileri için aynı adil rakam maalesef söz konusu değildir. Yürürlükteki toplu sözleşme hükümleri sebebiyle, hem çalışan memurlar hem de memur emeklileri için 6 aylık güncelleme rakamı %13,52 olarak kesinleşmiştir.
Buradaki büyük haksızlık şudur: Memur ve emeklisi, TÜİK'in açıkladığı resmî enflasyonun bile %4,24 oranında altında kalmıştır.
Matematiğin dili tektir, yalan söylemez. Resmî enflasyon karşısında bile yaşanan bu %4,24'lük kayıp, memur ve memur emeklisinin geçim derdi karşısında takat getiremeyip ezileceğini gösteriyor. Bu durum, özellikle memur emeklileri için son derece can yakıcı ve gayrikabil-i rücu (geri dönülemez) bir boyuttadır. Netice itibarıyla memur emeklisi, "eksi" bir güncelleme ile karşı karşıya bırakılmıştır.
TABAN MAAŞ VE ÇOK PRİM ÖDEYENİN PARADOKSU
Ekonomi yönetiminin, en düşük emekli maaşı uygulamasını sonlandırıp sadece sosyal yardıma muhtaç olanlara destek vereceği yönündeki söylemleri ciddi bir endişe kaynağı oluşturdu. Daha önceki yazılarımızda seçim sath-ı mailinde hükûmetin böyle bir riski göze alamayacağını söylemiştik. Keza "muhtaçlık ve gelir tamamlama esaslı" sisteme geçilirse, kök maaşı 17.000 TL'nin altında kalan milyonlarca emekli sıfır zam tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Nitekim hükûmet TBMM'ye vermiş olduğu kanun teklifiyle 20.000 TL'lik taban maaş üzerinden kümülatif bir güncelleme yaparak, en düşük emekli maaşını

29