Yazar, Müslümanların Cuma naması konusunda yaşadığı belirsizliklerin çözümü için Diyanet İşleri Başkanlığı'nı sorumlu tutmaktadır. Yazara göre Resûlüllah'ın uygulaması esas alınmalı ve bu konuda net bir rehberlik yapılmalıdır. Ancak bu rehberlik eksikliği, ibadet konusunda toplumda ne kadar derin bir çatışma yaşanıyor olabilir?
Hak Ma'bud Allah Teâlâ nezdinde değersiz, anlamsız hatta isyan oluyor. "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bidata dalarsa elbette ondan kabul edilmez ve ahirette de ebedî ziyana uğrayan mücrimlerden olurlar." (Ali İmran: 3/85)
Birçok alanda kimileri İslam'ı, beşerî yorumlarla "Hakka batılı giydiriyorlar." Farkına varamıyorlar. "Allah indinde din, sadece İslâm'dır. Kendilerine kitap verilmiş olanların karmaşası ise kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtilaf yalnızca hasetten dolayıdır. Her kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, Allah hesabı çabuk görendir." (Ali İmran:3/19) Şimdi meseleye tam yoğunlaşalım.
Bunca açıklamadan sonra meselenin özüne bakalım. İdrak etmeye yoğunlaşalım.
"Ey iman edenler! Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere ezan okunduğu zaman hemen Allah'ın zikrine gidin. Alışverişi bırakın. Bu zikre yürüyüp gidişiniz sizin için en hayırlı olanıdır, eğer bilirseniz." (Cuma: 62/9)
Bu ayeti kerime karşısında bütün müslümanlar yükümlülük taşımaktadırlar. En başta bugün din hizmetleri ile sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığımız resmen ve re'sen yüzleşmelidir. Bütün müslümanlar da ihlas ve ciddiyetle sorumluluk üstlenmelidirler.
Sorumluluk şuuru ile ben haddimi aşmadan Cuma namazı hususunda bugün müslümanların belirsizliklerini dile getireceğim. Öncelik ve özellikle Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Cuma namazını kaç rek'at kılmıştır Bu konuyu bilenler var, bilmeyip duymuş olanlar vardır. Bilmeyenlerimiz de vardır. Mesele çok önemlidir.

4