İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür
İlhan Oral
Zikir ibadetinin geniş ve bereketli yelpazesini teşkil eden istiğfar, hamd, şükür ve tefekkür kalbin muharrik gücü, aklın güvenli omurgası ve ilâhî nimet vesilesidir.
Bunların her biri beşer havsalasının algılamakta çok zorlanacağı hazinelerdir. Öncelikle istiğfar, beşerin çaresiz ve muhtaç kaldığı hallerde hayır habercisidir ve ilâhî reçetedir. İnsanların imdadına yetişen bu reçete uygulayanlara hayat iksiri olur.
Hûd aleyhisselam kavmine neler anlatıyor, iyice dinleyelim; "Ey kavmim Rabbinize istiğfar edin, sonra ona tevbe edin ki üzerinize gök bol bol feyizli bereketini indirsin ve sizi, kuvvetinize kuvvet katarak güçlendirsin. Sakın suçlu günahkârlar olarak haktan uzaklaşmayın" (Hud:11/52) Bu ayeti kerimenin muhteviyatı önemlidir.
Günümüzden binlerce belki yüz binlerce yıl önce Hazreti Hûd aleyhisselam kavmine bunları açıklıyordu. Bundan bin dört yüz küsur yıl önce de Rabbimiz son Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme vahyettiği Kitabında bu meseleyi ayniyle anlatıyor. Ad kavminin peygamberlerine isyanlarını hatırlatıyordu.
Allah onlara sarsar denilen yüksek şiddetli ses ve kuru hem de dondurucu rüzgâr ile yedi gece sekiz gün estirdi. Onları helâk etti. İrem kenti bütün zenginlikleri ile beraber kurudu virâne oldu. Ne kendilerinden bir insan, ne de yüksek ve geniş evlerinden bir eser kaldı.
Bu ve benzeri felaketleri yalnız Kur'an anlatmıyor. Önceki kitaplarda da anlatıyorlar. Burada kaybeden elbette Ad kavmi idi. Malları ve canları ile korkunç sarsar rüzgâr azabı ile içi boşalmış hurma dalları gibi kurudu kaldılar.
Daha nice kavim aynı sebepler ve aynı isyanlar yüzünden kimi suda boğuldu. Kimi şiddetli depremlerde batarak yok oldu. Kimi de diğer doğal afetler ile helâk oldu. Ahirette de pişman olduklarını derinden duyacaklar ve isyanlarının ceremesini başkalarına yüklemek isteyecekler; "Sorgulamada cehennemlik kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz, bizi cin ve insanlardan saptıranlardan kim varsa bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım, onlar en aşağılıklardan olsunlar." (Fussilet:41/29)
Bu ibretlik nedamete düşmemesi için Rabbimiz insana akıl gibi bir enerjik güç vermiştir. İnsan dünya hayatında akıl enerjisini iman ve fikir potansiyeli ile tefekkür ederse neler sağlayacağını bir daha görelim. Yukarıda ilgili ayeti kerimede Hûd aleyhisselam kavmine çok önemli hayatî bir meseleyi anlatıyor ve uyarıyordu;

5