O münafık, yeryüzünde iş başına geçti mi orada fesat çıkarıp yaymaya, ekini ve insan neslini bozup helak etmeye koşar. Allah fesadı sevmez." (Bakara:2/204,205)
Burada çok dikkati cazip bir uyarı yapılmaktadır. Kâfirler ile müslümanların safları, sorumlulukları vardır. Aradaki zıtlıkları vardır. Bunların netleşmesi gerekiyor.
"Kâfirler birbirlerinin dost ve yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi dostça yardımlaşmazsanız, yeryüzünde İslâm zâ'fiyeti gibi fitne ve küfür hâkimiyeti gibi büyük yıkıcı fesad çıkar ve yayılır." (Enfal:8/73)
Bugün İslam coğrafyasında yaşanan da bundan ibarettir. İslâm zâ'fiyetine maruz kalıp o fitne ve küfür hâkimiyetine teslim olmamak için mutlaka Allah'ın Kitabına bağlanmak gerekiyor. Bunun ne kadar önemli olduğu gün ışığı gibi açıktır;
"Muhammed, Allah'ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, kâfirlere karşı çok şiddetli, birbirlerine karşı da çok ve devamlı merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, irileşmiş, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler." (Mummed:48/29)
Müslümanlar bu kalite ve bu kıvamda oldukları müddetçe Allah Teâlâ'dan başkasına boyun eğmediler. Cehalet ve tefrika girdabına kapılmadılar. İzzet ve şereflerini kaybedip zelil ve perişan olmadılar. Müslümanlar onurlarıyla yaşadılar. Kalitelerini kaybedince mağdur ve mazlûm düştüler. Kölelik moduna girdiler.
İslam ülkelerinde bebeklerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız ve nice insanımız dijital âlemin azad kabul etmez kölesi oldular. Firavun metodunu güncelleyip uygulayan dijital ortam, insanları

27